Universite Harclari

Vatan Gazetesinde yine gerizekali bir haber okudum (universite harclari uzerine olacak bu yazimiz). Halkin alim gucunun artip artmadigi sorusuna cevap bulmak icin 2003 yilindan itibaren gerceklesen fiyat artislarina bakmislar ve neticede ortalama kumulatif fiyat artisinin %50.6 oldugunu bulmuslar. Ancak istatistik tarihine gececek baska bir gercegi de kesfetmisler: bir cok urunun fiyati ortalamanin uzerinde artmis. Bakin mesela bu durum AB ulkelerinde boyle degil. AB ulkelerinde diyelim ki ortalama enflasyon %2 olsun, fiyati %2'nin uzerinde artan bir tek urun goremezsiniz!!!! (bkz. enflasyon nedir) Ya da daha baska bir ornek vereyim. Turkiye'de ortalama IQ 90'dir diyelim, Turkiye'de IQ'su 90'in altinda bir tek insan bulamazsiniz cunku hepimiz cin gibiyizdir. Anlayacaginiz ortalama kelimesi enflasyon icin kullanildigi zaman "en yuksek", zeka seviyesi icin kullanildigi zaman ise "en dusuk" anlamina gelmektedir!!!

Neyse asil yazmak istedigim konu bu degildi. Ayni haberin icerisinde su gercege ulasiyoruz. Ulkemizde ogrencilerden toplanan harclarin universitelerin gelirlerinin sadece %4'unu karsiladigini ogreniyoruz. Daha once sahip olmadigim bir bilgi idi bu. Bugunlerde tartisilan konulardan bir tanesi universite harclarina zam yapilip yapilmamasi. Bu konuda detayli bir analiz yapmayacagim ama soyle genel bir yorum yapmak istiyorum.

Piyasa mekanizmasi herkesin tukettigi urunun karsiligi olan fiyati odemesi esasina dayanir. Devletin vergilendirme sistemi veya uyguladigi tesvikler piyasa fiyatlarinda carpikliklara neden oldugu icin kaynaklarin en etkin sekilde kullanilmasini onler. O yuzden teorik olarak herkes aldigi egitimin karsiligini odemek durumunda olmalidir. Bu acidan bakildiginda harclarin ortalama 25 kat arttirilmasi gerekliligi ortaya cikiyor.

Sindirella Hikayesi  Tahvil Nedir  Gönüllü Çevreci Kuruluşlar  Çernobil Faciası  Türev Konu Anlatımı

Iyi de harclar Turkiye'de 25 kat arttirilirsa okumak isteyip de okumaya gucu yetmeyecek bir cok kisi universiteye gidemeyecektir. Devletin kuculmesi gerektigini, saglik, sosyal guvenlik (emeklilik) gibi herkesin devletten bekledigi hizmetleri kademeli olarak kisarak devleti kucultmemiz gerektigini daha onceki yazilarimda cok savundum. Oysa egitim konusunda boyle dusunmuyorum. Egitimi saglik ve sosyal guvenlikten ayri tutmamin en onemli nedeni gelecekteki uretkenligi arttiracak olmasidir. Insanlarin emekli olmasini kolaylastiracak politikalar bizim uretkenligimizi azaltan politikalardir mesela.

Benim kafamda olan sistemde universite harclari okulun giderlerine gore belirlenmeli ve devletten universitelere direkt kaynak aktarimi olmamalidir. Bu bahsettigim sistem devlet universiteleri icin gecerli, ozel universiteler harclarini istedikleri sekilde belirleyebilirler. Peki aileler 25 kat artacak harclari nasil odeyecekler? Devletten enflasyon + %2 faizle harc kredisi alarak tabii ki. Ogrenciler mezun olduktan sonra borclarini esnek bir takvime bagli kalarak odeyebileceklerdir. Boylelikle devletin sirtindan buyuk bir yuk kalkmis ve alinan hizmetten faydalananlarin omuzlarina binmis olacaktir.

Dikkatinizi cekmek istedigim bir nokta var. Devlet burada yine yuksek egitimi subvansiyona devam ediyor. Normalde enflasyon +%10 civarinda borclanilan ulkemizde ogrenciler dusuk faizlerden borclanarak devletten senede %8 oraninda destek almis olacaklardir.

Bu sistemin detaylarini daha etraflica dusunmedim, o yuzden bu hala taslak asamasinda olan bir sistem benim icin.

14 Yorum Var.:

Adsız dedi ki...

Bence onerdiginiz sisteme karsiliksiz basari bursu ve odemekte zorlananlar icin erteleme gibi mekanizmalar eklemek yararli olabilir.

Ayrica faizleri enflasyon + %2 yerine sadece enflasyon yapma taraftariyim. Bir de universitelerin part-time calisma mekanizmalarini guclendirmek, ve bu tip islerden goreceli olarak daha az vergi almak yapici olabilir.

Ote yandan Amerika`da okul masraflari yuzunden alinan borclarin aile kurmak, isyeri acmak gibi faaliyetleri geciktirdigini okuyorum. Yani borcu tamamen ogrencilerin ustune yikmak baska problemlere sebebiyet verebilir. O bakimdan devlet okullarin masraflarinin soz gelimi %50`sini subvanse etse ve belli kriterlere gore de okullara yatirim kredileri verse nasil olur?

Saygilarimla
L.A

Adsız dedi ki...

Sizin öneriniz ogrencilerin universiteden mezun olunca is bulup, iyi kazanc elde edecegi varsayımına dayanıyor. O kadar iyi kazanc ki kendi hayatını idame edip, bir de kredi borclarini odeyecek. Ben yeni bi universite mezunu olarak Kredi Yurtlar Kurumundan aldigim katki payi nasil oderim tasaindayim. Ustelik, bugunku universite harclarinda bu boyle.

Blog Sahibi dedi ki...

Karsiliksiz burs olayina sicak bakiyorum (universitenin promosyonu amacli kullanilmasi kaydiyla).

Simdiki kredilerin odenmesinde problem yasanmasina gelince...Mezun olduktan sonra toplam egitim giderlerinin %4'u gibi kucuk bir rakami odemeye gucumuz yetmiyorsa o egitimi almak icin harcadigimiz emek+para getirisi cok kotu bir yatirimmis demektir. Bu durumda o egitimin alinmamasi alinmasindan daha verimlidir. Demek istedigim su ki, senede 1 lira kazanmak icin 1000 lira harciyorsaniz kaynaklarinizi dogru kullanmiyorsunuzdur.

Bu konu uzerinde tartismak icin daha onumuzde cok vakit var.

Adsız dedi ki...

sayın anonim,
"Ben yeni bi universite mezunu olarak Kredi Yurtlar Kurumundan aldigim katki payi nasil oderim tasaindayim. Ustelik, bugunku universite harclarinda bu boyle"
demişsiniz.
ewet, doğru.
çünkü kötü eğitim aldın,sonuç olarakta verimliliğin düşük, üretime katkın düşük. o üç kuruşu bile ödemede zorlanıyorsun gayet normal. şayet daha iyi eğitim alsaydın hiç korkma o kadar harcı hiç zorlanmadan öderdin.böylece sana eğitim veren hocada iyimaaş alırdı, ikinci bir iş için mesaisini ve enerjisini başka yerlere harcamazdı.

Adsız dedi ki...

sayın ekonomix benden 19 snye kadar hızlısınız:))

Adsız dedi ki...

sayın ekonomix benden 19 snye kadar hızlısınız:))

Adsız dedi ki...

Verimlilik düşük derken de marjinal verimliliği fazla olanın fazla kazanacagı varsayımı ile düşünüyorsunuz. Bir üni ögrencisi nasıl verimli olabilir? Derslerinde başarılı olarak ve kendini gelişterek. Benim verimlilik ölçütüm olarak GPA'mı alırsanız 4 üzerinden 3,59 ve bölüm ikincisi mezun oldum.Üretime katkımız yokmus, üniversiteler bizi istihdam etmiyor ki verimli olalım, bi sürü makale yazalım, citation endeks e girelim. Bölüm başkanının oglunun asistan alındığı bi ülkede yaşıyoruz, ne verimliliği. Belki bu varsayımlarınız ABD' de geçiyordur ama hiç Türkiyede yaşamamış gibisiniz.

Adsız dedi ki...

Ülkemizde devletin yüksek eğitimi sübvanse etmesi sonucu normal fiyat mekanizmasının işlemesi altında gerçekleşecek sayıdan çok daha fazla üniversite öğrencisi/mezunu var. Bunun da ara eleman açığı ortaya çıkması ve üniversite eğitiminin "signalling" etkisinin azalması gibi ciddi sonuçları ortaya çıkıyor. Ekonomideki beğendiğimiz icraatlarının kaynağı biraz da IMF baskısı olan AKP hükümeti, gereksiz ve ZARARLI sübvansiyonlar konusunda seleflerinden geri kalmamaya çalışıyor herhalde.

Adsız dedi ki...

Benim yorumumun üstündeki yorumu yazan anonim arkadaşa söylenecek tek söz var.
"mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa"

Adsız dedi ki...

Normal fiyat mekanizmasi islesin odeme gucu olan vasat cocuklar okusun, odeme gucu olmayan zeki, ve yetenekli cocuklar ara eleman olsun ya da deniz asiri ulkelerdeki operasyonlarda kullanilmak uzere orduya kaydolsun sizin ulkenizdeki gibi oyle mi?

Blog Sahibi dedi ki...

Gursel Bey, hem adalet istiyorum diyorsunuz hem de normal fiyat mekanizmasi islemesin diyorsunuz. Bunlar birbirine zit seyler.

Devletin egitimde subvansiyon yapmasini magzur gosterecek bir arguman su olabilir. Ulkenin parlak beyinleri subvansiyorlar sayesinde ekonomiye katilarak daha verimli olabilirler ve neticede bu vergi gelirlerini arttirarak devlete bir geri donusum saglar.

Ancak, dikkat ederseniz benim onerdigim sistemde isteyen herkes devletten kredi alabiliyor zaten. O yuzden kendisine guvenen aldigi egitim neticesinde krediyi faiziyle geri odeyebilecegine inanan kisiler krediyi alacaklardir. Bu arada zeki olmayan ve parasi olmayan kisiler maliyetin yuksekliginden dolayi krediyi ve yuksek egitimi tercih etmeyecektir.

Amerika'da kafasi calisip da yoksul olan cok kimse oldugunu zannetmiyorum. Burada orduya daha cok kafasi calismayanlar katiliyor, sizin zannettiginiz gibi kafasi calisanlar degil.

Adsız dedi ki...

Yok ben Latif Bey'in onerisine karsi çıktım. Aslinda bizim silahli kuvvetlerde "comparative advantage" mız var.Bu bizim salak oldugumuz anlamina gelmiyor. Kara kuvvetlerimiz MÖ 4000 yilinda kurulmus.
ABD ordusuna katilanlarin bir kismi da universite parasi biriktirip okumak icin gidiyor, siz daha iyi bilirsiniz bunu.Yani bu sistem Turkiyede olsaydi, ve universite parali olsaydi, ben de bu yonteme basvurabilirdim.İhtimal dahilinde bu.

Adsız dedi ki...

Turkiye'de su anda varolan universite egitim sisteminde bile
"odeme gucu olmayan zeki, ve yetenekli cocuklar" varolan en pahali egitimi almaktalar. Yeni acilan vakif universitelerinin OSS'de derece yapan genclere ne olanaklar sundugunu, onlari kendi okullarina cekmek icin nasil rekabet ettiklerini bir arastirirsaniz iletisimimiz daha saglikli olacaktir. Tabii bir de duzgun calisan bir yuksek ogrenim egitimi piyasasi kurulursa, yani halihazirda bedava (harclar cok cuzi miktarda) olan devlet universitelerinin de ucretli oldugu bir sistem yaratilirsa zaten okullar o yetenekli gencleri kapmak icin yollarina kirmizi hali sereceklerdir.
Simdi devlet yuksek ogrenimi subvanse etmek yerine ne yapmali?
Kaliteli arastirmacilari ve kaliteli arastirmaci olma potansiyeline sahip ogrencileri elinden gelen her imkani kullanarak fonlamali Amerika'daki NSF'in bu konudaki sistemi gayet faydali. Benzer bir sistemi Tubitak veya benzeri bir kurulus onderliginde uygulamaliyiz. Sozun kisasi Gursel Bey yetenekli ama odeme gucu olmayan gencler asil bugunku sistemde daha az sansa sahip.

Adsız dedi ki...

Avustralya'da Pahalı eğitim Öğrencileri Fuhşa Zorluyor! Bknz Millyet

http://www.milliyet.com.tr/2006/11/10/son/sondun20.asp