Serbest Piyasa: Trafik

Asaf Savas Akat tahmin yapmayi birakip ekonomi teorisinden bahsetmeye basladigi zaman dogru seyleri soylemeye de basliyor. Bakin trafik sikisikligi problemine cozum olarak fiyat mekanizmasindan yararlanilmasini onerdigi yazida ne soyluyor:

"İktisatçıların trafik sıkışıklığına daima teorik bir çözümü vardır. Nedir? Bekleneceği gibi arz-talebin yani fiyat mekanizmasından yararlanılmasıdır. Bir yolun kullanılmasından arz-talebe göre bedel alınması trafik sorunun bitirecektir.

Kent devlet Singapur on yıldır (şimdi 20 olmalı) böyle bir sistemi kullanıyor. Her araca bizim OGS gibi bir sayaç takılıyor. Kentin yollarına bu araçları okuyan aletler konmuş. Ayrıca bilgi panoları yerleştirilmiş. Bunlar güçlü bilgisayarlara bağlı.

Iflas Nedir  Borsa Nedir  Hisse Senedi Nedir  Risk Nedir  Libor Nedir  Ikame Etkisi Nedir

Bilgisayar her yola doğru giden aracı sayıyor. Ne ölçüde trafiği yavaşlatacağını hesaplıyor. Ona göre o yolu kullanmaya bir fiyat biçiyor. Fiyatı panoda gösteriyor. Girenden bedelini otomatik tahsil ediyor.Sıkışıklık sürerse fiyatı yükseltiyor. Sıkışıklık hafifleyince kadar yükseltmeye devam ediyor. Trafik rahatlayınca fiyatı düşürüyor. Akış normalleşince fiyatı sıfırlıyor. Velhasıl talebi yüksek yol/zaman için fiyat yüksek, talebi düşük yol/zaman için fiyat düşük oluyor.Sürücüler araç kullanma planlarını bu bilgiye göre yapıyorlar. Zorunlu olmadıkça kalabalık yollara girmiyorlar. Kent içi hareketlerini bedelini düşünerek ayarlamaya çalışıyorlar.

Sistem çalışıyor mu? Evet. Trafik günün her saatinde akıyor. Çünkü yolları sadece bedelini ödemeye razı olanlar kullanıyor. Bunda şaşırtıcı bir şey yoktur. Piyasanın çalıştığı yerde kuyruk oluşmaz. Fiyat yükselir. Böylece trafik keşmekeşinin araç, yol, metro, vs. fizik koşullardan kaynaklanmadığı anlaşılıyor. Dolayısı ile çözüm de onlardan geçmişor. Sorun fiyat mekanizmasının işlemesine izin verilmemesidir. Çözüm de oradadır. "

5 Yorum Var.:

adatopoulos dedi ki...

İyi de bu Singapur'un yaptığı cinlik olmuyor mu? Singapur koşullarını bilmem, ama İstanbul'da hala metro 6 (yazıyla altı) durak (ve düz bir çizgi halinde), en işlek hat olan Beşiktaş-Kadıköy vapur hattına da yarım saatte bir vapur geliyor. Yani hala yatırım yapılabilir ulaştırma altyapısı alanında. E yatırım yapabilme (dolayısıyla da hizmet kalitesini yükseltme) olasılığı varken, bunu yapmamanın adı da TEKEL'dir :) Zaten dehşetengiz benzin vergileriyle ve boğaz köprüsü geçiş ücretleriyle yeterince cesareti kırılıyor insanların trafiğe çıkmaması için bana kalırsa. Benzine o kadar parayı ödeyen, yola da öder :)

maheu dedi ki...

trafik sıkışıklığına çözüm olarak iktisata giriş dersindeki arz-talep eğrisini öneriyor veya bunu önerenleri örnek olarak gösteriyorsanız size verecek cevap bulamıyorum. İstanbul henüz gerçek nüfusunun bile bilinmediği , metro ağının yeni yeni örülmeye başlandığı kaotik bir ortam ve mensup olduğu Türkiye Cumhuriyeti ekonomisi de henüz saturation' un çok uzağında.. Böyle bir ortamda türlü cinliklerle ,trafiği çözmek bir yana ,ancak katliam çıkmasına sebep olursunuz. Trafikte seyr eden araçlardan haraç kesmek yerine boğaz köprülerinin finansmanının tamamlandıktan sonra halktan para alınmaması gerektiğini hatırlatsanız daha hayırlı bir iktisadi analiz yapmış olurdunuz. En azından şunları
söyleyebilirdiniz : büyükşehir belediyesinin bütçesini büyütmek için çeşitli öneriler, yerel yönetimin kuvvetlendirilmesi suretiyle istanbula mahsus bir özerk yapı oluşturulması(örneğin istanbulun merkezi vergi sisteminden muaf tutulması) ya da metro inşaatı işleminin bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de devlet tarafından yürütülmesi..
Açıkçası sizi kapitalizmden nasibini alamamış biri olarak idrak ediyorum.Kapitalizmi diğer tüm üretim biçimlerinden ayıran en temel özellik iktisadi faaliyetten elde edilen gelirin aynı hızla aynı faaliyete yatırım olarak aktarılması ve bunun böyle sürüp gitmesidir. Dolayısıyla asıl yapılması gereken yatırım, yatırım ve yine yatırımdır.. Geri kalmış despotik üretim biçimlerinde ise kafalar ancak işte böyle halktan haraç kesmeye çalışır. (singapur ve benzerleri bu önermenin dışındadır, onlar artık gelişmişlikten kafayı sıyırmışlar)
Uyarı : Piyasa ahmakları eleyici merhametsiz bir tabiata sahiptir

Blog Sahibi dedi ki...

Sizin bahsettiginiz maliyetler gece 3'de de trafige ciksaniz ayni, sabah 8'de de. Yazida bahsedilen gunun degisik saatlerinde degisik fiyatlamalara giderek esneklige sahip insanlari etkilemek. Mesela saat 6-9am ve 4-8pm arasinda kopru gecis ucretlerini 2 katina cikarirsaniz (ya da diger saatlerde yariya indirirseniz) sorunu hafifletebilirsiniz.

Ote yandan 10 milyonluk bir sehirde iki tane dandik kopru olmasi yatirimlar acisindan eksiklik oldugunun gostergesidir. Ozel sektore destek olunarak tup gecit, 3. ve 4. kopruler hayata gecirilebilir.

Diger bir cozum ise kelle vergisi (veya ek vergi) alinarak Istanbul'da yasamak zorunda olmayan yasli ve emekliler kovalanabilir. Genis konu, baska bir yazida tartisabiliriz.

adatopoulos dedi ki...

Ayrıca şöyle de birşey var ki, Singapur teknoloji, elektronik ve yarı iletken sektörünün dünyadaki belli başlı üretim merkezlerinden biri. Ayrıca GDP per capita 28.100 $ (2005 itibarıyle).

Dolayısıyla Singapur'da "her arabayı OGS gibi bir sayaçla donatmak sonra da bunu güçlü bilgisayarlara bağlamak" görece olarak kolay bir iş. Zaten maheu'nun "gelişmişlikten kafayı sıyırmışlar" derken kastetmeye çalıştığı da bu sanırım.

Türkiye'de ise daha boğaz köprüsü'nü kullananların büyük çoğunluğunda OGS cihazı mevcut değil, ASELSAN'ın ürettiği cihazı, muhtemelen çok pahalı olduğundan dolayı kullanan yok.

Onun yerine, KGS gibi asla anlam veremediğim aparatlar icat edildi. Anlam veremiyorum, çünkü trafiği felç eden şey araçların gişelerde durmasıdır, e durduktan sonra ha para vermiş ha kart, aynı şey!

İstanbul'da ise güçlü bilgisayarları ve her yola alıcıları koymayı geçtim, her aracı OGS ile donatmak bile sadece bir ütopyadır. En iyi ihimalle de o örnek aldığınız Singapur'un main export partner'i olmakla sonuçlanır :)

Uzun lafın kısası, bana göre İstanbul için önerilen bu sistem baştan aşağı saçma. Singapur'la yapılan karşılaştırma daha da saçma.
Bence fazla üzerine düşünülmeden yazılmış bir yazı olmuş Asaf Savaş Akat Bey'in yazısı. Belki de o gün konu sıkıntısı çekiyordu :)

Ayrıca "kelle vergisi" konusunda maheu'ye sonuna kadar katılıyorum. Haraç kesme zihniyeti, kelimenin gerçek anlamıyla başka bir yazının - Abdülhamit döneminden kalma "İstanbul'a pasaportla girme" meselesinin tartışıldığı bir yazının - konusu olur.

Saygılar

Blog Sahibi dedi ki...

Ben de sizin gibi yuksek vergiden hoslanan birisi degilim. Buradaki mevzu yuksek veya dusuk vergiler degil, fiyatlarin insanlarin davranislarini etkileyen bir faktor oldugudur. O yuzden trafigin yogun olmadigi saatlerde kopruden gecis ucretinin sifirlanmasi (mesela aksam 10'dan sonra veya gunduz 10am-3 pm saatleri arasinda) is gidisi yasanan trafik problemini bir miktar (tamamiyla degil) cozer. Olay bundan ibarettir.

Ayni seyleri farkli bir sekilde soyluyorum, ama herhalde bu ifade tarzi daha cok hosunuza gitmistir.