Asgari Ucret

Hassas bir konu. Once rakamlara bir bakalim. 2005 yili icin 16 yasini doldurmus calisanlar icin asgari ucret net 350 YTL idi. Brut asgari ucret 489 YTL olmasina ragmen, toplamda %30.6’yi bulan gelir vergisi, SSK, kesintisi, issizlik sigortasi kesintisi, vb. nedeniyle 350 YTL’ye dusmektedir. Isveren icin ise 489 YTL’lik maliyetinin uzerine %19.5’lik SSK vergisi ve %2’lik issizlik sigortasi kesintisinden sonra toplam miktar 594 YTL’ye yukselmektedir. Yani isverenin cebinden 593 YTL para cikiyor, iscinin cebine ise 350 YTL para giriyor. Asgari ucretin 2005 senesi sonunda isverene maliyeti yaklasik $450 Amerikan Dolari civarinda anlayacaginiz, isciler ise sadece $250 civarinda bir para elde ediyor. (Kaynak: http://www.harb-is.org.tr/default.asp?id=13&mnu=13 )

Dunyanin en buyuk ekonomisi (ekonomi nedir?) ABD’de ise saatlik brut asgari ucret $5.15, aylik ise brut 825 dolardir. Yani Amerika’daki asgari ucret Turkiye’dekinin 2 kati kadardir. Amerika ile Turkiye arasindaki farklar Amerika’daki kesintilerin ve vergilerin daha dusuk olmasi, ve Amerika’daki ortalama fiyatlarin Turkiye’nin iki kati kadar olmasi. Yani Brut asgari ucretin satin alma gucu her iki ulkede de asagi yukari ayni. Bu demektir ki Turkiye’deki asgari ucret ulkedeki diger calisanlarin ucretlerine gore oldukca yuksek. Amerika’da kisi basina ortalama gelir asgari ucretin 4 katidir. Turkiye’de ise ortalama gelir ile asgari ucret arasinda fark yoktur. Bunun boyle olmasinin bir sebebi ise Turkiye’de isgucune katilim oraninin Amerika’dan cok daha dusuk olmasidir.

Serhan Cevik de su rakamlari vermis: “The adverse effects of minimum wage policy are greatest for female and young workers. With a 25.4% youth unemployment rate and almost one-third of unemployed remaining jobless over a year, Turkey’s young population suffers more than other segments of the labour market. Not surprisingly, every opinion poll highlights unemployment as the most important problem in Turkey. Thus, the economy’s capacity to absorb new labour-market entrants continues to be a critical issue for eradicating poverty and maintaining socially sustainable economic growth (see Young, Educated and Jobless, August 28, 2003). On our estimates, Turkey’s working-age population will expand by 1.3 million people to 50.5 million this year and to 51.8 million in 2005. Even with a participation ratio of 48%, which is actually much lower than the long-term average of 53% and likely to rise owing to structural changes, the labour force would increase to 24.3 million in 2004 and to 24.9 million next year. This means that the economy must create about 1.7 million new jobs in the next two years just to keep the unemployment rate stable — a tall order by any standard.” Turkce ozeti soyle: issizlik genc nufus icerisinde %25’lik bir orana sahip. Turkiye genc bir nufusa sahip oldugu icin her yil 1.3 milyon kisi calisabilir yasa ulasiyor. Bu kisilerin yarisi calismayi tercih etmiyor. Issizlik oranin %10’da sabit kalmasi icin ekonominin her sene yaklasik 600,000 tane yeni istihdam yaratmasi gerekiyor.

Rakamlar boyle, simdi analize gecelim. Bu arada 2006 yili icin asgari ucret yaklasik %8 artisla 380 YTL’ye yukseltilmistir. O yuzden yukaridaki rakamlari da bu oranda arttirmamiz icap eder, yani asgari ucretlinin isverene aylik maliyeti 500 USD’ye dayanmistir.

Turkiye’deki iscilik maliyetleri, kayit icerisinde calisan isverenler icin oldukca yuksek boyutlarda. Bu yuzden mesela tekstilde Cin ve Hindistan ile rekabet edecek durumda degiliz ve onumuzdeki yillarda bu sektor daha da buyuk zararlar gorecektir. Isverenlerin iscilik maliyetlerine dusurmeye yonelik buldugu cozum sermaye yatirimlari yapmak olmustur. Otomasyon’a gecerek daha az isciyle daha fazla urun ureterek urun basina dusen iscilik maliyetleri son 4 senede %30 oraninda dusurulmustur. Ihracatin TL’deki degerlenmeye ragmen yukselmesinin arkasinda bu yatmaktadir. Ancak bu isverenin derdine derman olsa da iscilere cok bir faydasi olmamakta.

Devlet neler yapabilir? Birincisi senelik 5000 YTL’ye kadar kazanilan maaslardan gelir vergisi alinmayabilir. Bunun finansmani su an icin oldukca guc, kayitdisi ile mucadelede basari saglanirsa ancak olacak birsey. Ikincisi, asgari ucretin azaltilmasi veya kaldirilmasi. Bu ozellikle dusuk gelir duzeyine sahip bolgelerde (dogu ve guneydogu) issizligin azaltilmasina onemli katkida bulunur. Neden mi? Calismak zorla degil, isveren insanlari zorla calistirmiyor. Asgari ucretin simdiki $500 seviyesinde calismaya niyetli bircok kisi olsa da bu ucreti verecek yeterince isveren yok. $400’lik bir ucrete de calismaya istekli bircok kisi bulmak mumkundur, bu ucreti odeyecek isveren de, ancak bu yasal olarak simdi mumkun degildir. Mumkun olsa idi bircok kisi suan is bulmus olabilirdi. Iste asgari ucretin kaldirilmasi cok dusuk maas veren islerin ortaya cikmasini saglayacak ve issizligi dusurecektir. Bu Istanbul, Ankara gibi pahali sehirlerde mumkun olmasa da ulkenin yoksul ve yasamasi ucuz bolgelerinde issizligi azaltacaktir.

Peki ayda $250’a calisan bir asgari ucretlinin 4 kisilik bir aileyi gecindirmesi mumkun mudur? Bence degildir, mumkun olmasina da gerek yoktur. Asgari ucretli bir kisinin 4 kisilik bir aile sahibi olmasi o ailenin cocuklari icin buyuk haksizliktir. Bence aylik geliri $500 altinda olan bir ailenin cocuk sahibi olmasina izin verilmemelidir. Kari koca calisan asgari ucretliler ayda $500 net maas sahibi olabilirler. Bu kisiler hayat pahaliliginin fazla olmadigi Mersin gibi bir sehirde mutevazi bir hayat surebilirler, ev sahibi olmak istiyorlarsa biraz sikintiya girip para biriktirebilirler ama kotu denilmeyecek bir yasamlari olur. Bu insanlar da birden fazla cocuk yapmayiversinler ki, en azindan o cocuk okusun ve daha iyi bir is sahibi olabilsin.

2 Yorum Var.:

Veysel Aratlioglu dedi ki...

Asgari Ücret uygulaması ile murad edilen şeyi gerçekleştirmenin piyasa ekonomisi felsefesine daha uygun bir yolu EMEK KULLANIMININ SÜBVANSİYONU'dur. Ülkemizde sermaye kullanımı uzun yıllardır sübvansiyone edilmektedir. Bu da diğer üretim faktörü emeğin aleyhine olmaktadır. Solcuların fakir-fukara edebiyatı yapmaktan öteye gidemedikleri bu ülkede emekten yana politikaları savunmak da biz liberallere düşmektedir. Evet teşvikler işverene değil, işçiye ödenmelidir. Tıpkı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin velilere, Sağlık Bakanlığı bütçesinin de hastalara ödenmesi gerektiği gibi... Bunu savunmaktan utanmamalıyız. Saygılarımla.

Blog Sahibi dedi ki...

Ben sermayenin de emeginde subvansiyonuna karsiyim. Vergilerin azaltilmasi zaten bir anlamda subvansiyondur.