Endustriyel Gelisme ve Buyume

Herkes bizim dusundugumuz gibi dusunmuyor. Kimi okuyucularimiz kose yazarlarindan ezberledikleri "faizleri dusurelim, kurlari yukseltelim, Cin gibi olalim" lakirdilarini gundeme getiriyor, kimileri TUIK'in rakamlari yanlistir seklinde komplo teorisi olayina giriyor, digerleri de utopik takiliyor. Turkiye'deki kose yazarlarinin cogunu kendime muattap almiyorum, ya cahiller ya da art niyetliler. Yine de bizim goruslerimize aykiri dusunceler oldugu gercegi de inkar edilemez. Ornek olarak Dani Rodrik'in yeni taslak makalesini asagiya ozetledim. Dani Rodrik bizim kose yazarlarinin aksine dusuncelerini bilimsel olarak da ifade edebiliyor. Sadece devlet destegi olsun, kurlari rekabetci bir seviyeye cekelim demiyor. Yeni sanayi kollari gelistirmek sadece o sanayi kollari icin fayda saglamaz, diger bir cok sanayi kollarina da fayda saglar (pozitif externality yaratir diyor yani). Netice olusacak externality'ler (dissallik) devletin hem kura hem de uretime mudahalesinin ortaya cikaracagi israftan daha buyuk olacagi icin ulke daha hizli buyuyecektir diyor. Makalesinin ufak bir ozetini asagiya aktariyorum:

1. Endustriyel Gelismeyi saglamak icin rekabetci oldugumuz bir kac alana odaklanmak yerine bir cok alanda birden faaliyet gostermemiz gereklidir. En onemlisi hic bilmedigimiz "yeni" alanlarda faaliyet gostermeye baslamamiz gereklidir.

2. En hizli buyuyen ulkeler buyuk imalat sanayisine sahip ulkelerdir.

3. Buyume hizinda artisi saglamanin yolu imalat sanayisini buyutmekten gecer. Ihracatta imalat sanayisinin payini arttiran ulkeler buyume hizlarini da arttirirlar.

4. Ulkelerin uyguladiklari ekonomik politikalar ulkelerin sahip oldugu dogal ve beseri kaynaklar kadar onemlidir.

5. Kompleks urunlerin ihracatini tesvik eden ulkeler daha hizli buyurler.

Devalüasyon Nedir    Verimlilik Nedir    Altın Yorumları    Hedge Fon Nedir    Resesyon Nedir    Nükleer Santraller

Ozetle, buyume hizimizi arttirmamizin yolu sanayicilerin ve politikacilarin birlikte olusturacagi bir "sanayi politikasi" olusturarak yeni endustrilerde ihracat yoluna gitmek, ayrica baslangicta zorlanacak bu yeni sektorleri desteklemek icin de paramizin degerini dusurerek ihracatta daha rekabetci bir konuma yukselmeliyiz. Paramizin degerini dusurmek geleneksel ihracat sektorlerimizi de destekleyecektir. (Kaynak: Dani Rodrik'in taslak makalesi)

12 Yorum Var.:

Adsız dedi ki...

İlahi Ekonomix. Her zaman olduğu gibi yine çok sakacisiniz. Bunu parti programimiza almayi öneriyorum. Ayrica sizin liderliginize ihtiyacimiz oldugunu hissediyorum.

a. çavusoglu

e-recep dedi ki...

Ne güzel bir şaka.

Bu şakanın formülünü uygulayan Çin 161 milyar dolara yakın bir cari fazlaya sahip.

Ya biz ne yapıyoruz? Merkez Bankası'nın YTL'yi aşırı değerlendirmesine izin vererek hem dış ticaret aşığı veriyoruz, hem de bu durumu sürdürebilmek için dışarıdan borç alıyor, cari açığa yol açıyoruz. Borcu da elde ne var ne yok satarak ödemeye bakıyoruz.

Acaba hangisi şaka?

Adsız dedi ki...

cari fazla vererek biriktirdigimiz dolarlarla zenginlerin cari aciklarini finanse mi etseydik yani e-recep bey?

e-recep dedi ki...

Latif Bey,

Amacımız üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?

Ben zenginlerin zenginliğine karşı değilim.

Ben sosyalist ekonomist değilim.

Yazılarım Türk milletinin refahı, zenginliği ve çıkarları yönündedir.

Yoksa kimseye bir garezim yok.

Adsız dedi ki...

Yahu Recep bey ,

Bu yaziyi bir daha bastan okudum. Sakin ekonomiks ciddi olmasin ?? Saka olduguna dair pek bir belirti yok aslinda. Benimki sadece bir tahmindi. Üstelik adamin sesi solugu falan da çikmiyor. Sakin dislerini gicirtarak bizi okuyor olmasin ? Belki de aniden 'BEN ASLINDA ÇOK CİDDİYDİM, RODRIK ÇOK HOS ÇOCUKTUR' gibi bir ses gelecek. Vallahi ürküyorum.

Ananemin bir lafi vardi. Bir seyi kirk kere söylersen olur, derdi. Bak adam senin görüslerini kirk kere okuyup bu hale dönüsmüs olma ihtimalini gözardi etmemeliz. Ayrica popülasyonu artirmak için sitemizi ihracatçilarimiza açma karari vermis olabilir. Bu durumda benim tasi taragimi alip göç etmem gerekecek. Yeni bir site çikmis. Adi: Vahsi Kapitalist. Orada kolunu uzatiyormussun, kapitalizmi damardan veriyorlarmis. Yok kuru indirilemmi çikarilimmi falan yok. Belki oraya takilirim. Bana mektup yazmayi ihmal etme olur mu ?

a.ç.

Blog Sahibi dedi ki...

Bunu da parti programina ekleyebiliriz. Hatta Sanayi Bakanliginin basina da Dani Rodrik'i getirdikmi tamamdir. Daha once 1 dolarin 5 YTL'ye yukseltilmesine, faizlerin sifira indirilmesine karar vermistik. Halkimizin cok sevdigi "devlet eliyle agir sanayi hamlesi" turunden politikada aciklarimiz vardi. Bu da o aciklari giderecektir. Insanimiz yoksul oldugu icin hem tembel hem de kafasi calismiyor. Devlet eliyle kuracagimiz bilgisayar cipi, casus uydu, genetik arastirma merkezlerine bu kisileri yerlestirerek hem issizlik problemini cozecegiz hem de daha sonra bu merkezlerde egitilmiz vatandaslarimizin diger sektorlere kaymasiyla tum sektorlerimiz bayram edecektir. Hedefimiz Cin'i kendi silahiyla vurmaktir, 2000 sene once elimizden kactilar, simdi kacamayacaklar!!!!

e-recep dedi ki...

5 YTL fazla oldu. 2.2 YTL yeterli. Faizin de sıfır olmasına gerek yok, 5-6 olsun yeter. Yüksek faizci ekonomi hocalarını da Brezilya'ya göndeririz. Sao Paulo ve Santos hakkında yazar dururlar.

tugrul dedi ki...

Dogru. Faizi 5-6 yapin. Enflasyon yuzde 10. Vatandas da inek oldugu icin gidip parasini bankaya yatirir degil mi?

Adsız dedi ki...

Aslinda Recep bey kardesimiz su ifade etmek istiyor: Tasarruflara, mevduata falan gerek yok. Faiz bir bürokrat tarafindan serbestce istedigi sekilde belirlenebilir. Peki krediler nasil fonlanacak ? Elbette para basarak. Para basincada enflasyon alip basini gidecek mi ? Gidecek. Böyle bir parayla kredi alsaniz bile onunla bir sey satin alabilir misizni ? Hayir. 'Faiz kelimesini dünyadan çok farkli kullaniyoruz, sorun bundan kaynaklaniyor' derken ne demek istedigimi anladiniz mi Tugrul bey ?

a.cavusoglu

a.çavusoglu

e-recep dedi ki...

Peki krediler nasil fonlanacak ? Elbette para basarak.

O sizin fikriniz. Önce Arjantin'de neler olup bitiyor, önce onu inceleyin de ondan sonra bu tür varsayımlara gidin derim.

Dogru. Faizi 5-6 yapin. Enflasyon yuzde 10. Vatandas da inek oldugu icin gidip parasini bankaya yatirir degil mi?

Vatandaşı en son gördüğümde kredi kartı taksit ödeme kuyruğundaydı. Epey uzun bir kuyruk.

Sizin kastettiğiniz sıcak paracılar olmasın sakın?

Tuğrul Bey,

Türkiye'de bir çorabı 12 taksitle alabiliyorken, Washington DC'de aynı mal için aynı taksidi talep ettiğimde, satıcı kız bana küfreder gibi bakıyor. Neden böyle olduğunu ben dahil tüm okurlarınıza bir zahmet izah etseniz. Nedense ilk sorduğumda görmezden gelmiştiniz.

Adsız dedi ki...

Recep bey,

Üzülmeyiniz. Yalniz degilsiniz. Türkiye'de ezici bir cogunluk sizin görüslerinizi paylasiyor. En basta yazarlarimiz. Disardan gözleyebildigim kadariyla üniversitelerimizde bu görüsden farkli herhangi ber sey ögretilmiyor, kafalarda ikinci bir sey için yer kalmaz korkusuyla. Sahsinizi disarda birakarak bir saptamada bulunacagim. Üniversite mezunu olmak, doktora tezleri vermek, profesörlesmek ve hatta Nobel ödülü almak bile 'para basarak faizlerin düsülemeyecigi' gerçegini görmek için yeterli olmuyor. Hiç bir sey yoktan varedilemez. Bu termodinamigin sifirinci yasasidir. Bazilari sekiz nobel bile alsalar semayenin yoktan(para bazasarak) varedilebilecegini savunabiliyorlar. (Size cevap hakki vermiyorum, çünkü henüz Nobel almadiniz).
Bu durumdaki arkadaslar için bir site hazirladim. Arzu ederseniz ona bir göz atabilirsiniz.

www.yasasin_yuksek_reel_faiz_kahrolsun_yuksek_kur.com

Sagolsunlar, solcu arkadaslarimiz bu sitenin kurulumunda yardimlarini esirgemediler. Katilimcilarimiza çok degil 2-3 slogani ezberletmekle ise basliyoruz. Daha sonra çekic kullanarak yerlerine yerlestiriyoruz. Çikista 'kendinizi yeniden yaratilmis' hissediyorsunuz. Sonuç garantili, bekleriz.

not: Lütfen burada yazilanlari üzerinize almayiniz.

a.cavusoglu

e-recep dedi ki...

Ahmet Bey,

Tevfik Güngör'e bir mektup göndermişsiniz galiba.

Buradaki yazılarınızı da okuyorum.

"Yüksek faiz - düşük kur" politikasının tek alternatifinin "para basmak" olduğu şeklinde bir görüşünüz var.

Bu görüşü nereden edindiniz bilmiyorum ama son derece yanlış. Ya Çin'in para politikasını incelemediniz, ya da banka ekonomistlerinin fazla etkisinde kalıyorsunuz.

Ha, eğer sadece geçişten bahsediyorsanız, o da zor.

Şu anda A noktasındayız. Nedir bu A noktası? YTL aşırı değerli. İçeride deli gibi sıcak para var. AB ve IMF halkasını burnumuza geçirmiş, telkin ve taleplerde bulunuyor. İşsizlik artıyor. Cari açık büyüyor. Merkez Bankası, finans baronlarının maymunu haline gelmiş vaziyette. Faiz ile kurları baskı tutuyor, elini göstererek oynuyor, hergün TV'lere çıkıp neden başarısız olduğunu anlatıyor.

Uzun vadeli "rekabetçi kur" modeli de B noktası olsun. "Yüksek faiz - düşük kur" politikası aleyhine konuşan ben ve diğerleri bu B noktasından bahsediyoruz. YTL'miz rekabetçi, ithal mallar pahalı, cari fazlamız büyüyor, işsizlik düşüyor, reel ücretler artıyor, enflasyon düşük, ülke borcu azalıyor.

Siz, Ahmet Çavuşoğlu, ise, A noktasından B noktasına yumuşak bir geçiş istiyorsunuz, bardak, tabak kırılmasın istiyorsunuz.

Kusura bakmayın, ama buna imkan yok. Bina inşaa etmeden önce temel kazılır. Mustafa Kemal ve dedelerimiz bu ülkeyi ne kaz tüyü yastıklarda ne de Washington DC'de mükemmel klimalı bir ofiste kurdu.