Cari aciktan krize girmis tek bir ulkenin ismini verebilir misiniz ?

Cari islemler açiginin/fazlasinin, karsi karsiya kaldigimiz riskleri azaltip/çogaltmadigi konusunda israrliyim. ''Ama nasil olur'' diyeceksiniz. Cari açigin risk yarattigi konusunda dünyada genel bir mutabakat yok mu ? IMF hiç durmadan Türkiye'yi, Amerika'yi cari açik konusunda uyarmiyor mu ? Evet ama asil sorun tam burada iste. Cari islemler konusunda tam bir GORUS BIRLIGI oldugu için kimse kalkip SORGULAMA ihtiyaci duymuyor. Iktisatçilar bir taraftan ekonomiyi fizik veya kimya gibi bir bilim olarak görmenin imkansizligindan söz ederken, öbür taraftan neden-sonuç iliskilerini kurmakta alçakgönüllü davranma ihtiyaci hissetmiyor. Ben sunu soruyorum: Dünyada cari islemler açigi yüzünden krize girmis bir tek 'kanitlanmis' örnek var midir ? 2000 yilinda cari islemler açigindan güme gittigimizden nasil EMIN olabiliyoruz ? Geçen sürede misli-misli açik vermemize ragmen basimiza bir sey gelmemesini neye bagliyoruz? Elbette 'son dört senede likitide kosullari çok iyiydi' gibi bastan savma denebilecek cevaplar vermeden.

Tersinden gidelim. Cari fazla vermek bize ekstra güvenlik saglar mi ? 2001 yilinda Temmuz Kasim arasinda fazlasi vermemiz, dibi boylamamiza engel olmadi. O zaman Telekom krizi, 11 Eylül falan kriz sebebi olarak gösterildi. Cari fazla veriyoruz, kriz mriz çikmaz diyene rastlamadik. O zaman BELIRLEYICI OLAN Telekom krizi, 11 Eylül gibi seyler, cari açik/fazla degil. Belkide aslinda belirleyici olan diye bir sey yok, yalnizca hurafelerin hayaletleri dolasiyor ortalikta.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   Borsa Tüyoları?   Olasılık nedir?   Enformasyon Nedir

Su ''likitide'' degiskenini de anlamak zor. Ben dünya ölçeginde tanimlanmis böyle bir degiskenin 'varligina' inanmakta zorlaniyorum. Eger var olsaydi ''ölçebilmemiz'' gerekirdi. Kimse kalkip ölçmeye kalkismiyor ama likitidenin azalmasindan, çogalmasindan dem vuruyor. Azaldiysa, 'ne kadar azaldi' ? Yarisina mi düstü, üçte birine mi ? Madem bu kadar önemli, niye sürekli olarak ölçüp durumumuzu tespit etmiyoruz ? Ben size nedeni söyleyeyim: Dogru dürüst bir tanimi olmayan, sanal degiskenleri ölçemessiniz. Isler iyiye giderse 'çok' oldugu varsayiliyor, kötüye giderse de az. Böyle bir degiskenin 'var' oldugu düsünmek olsa olsa inançlarin konusu olabilir.

Kafamiza yukardan kocaman bir tas düsme tehlikesi varken, ayagimiz takilabileceklerin üzerinde asiri konsantre olmak riskleri artirmaz mi ? Lütfen faiz iyidir kötüdür tartismasini bir kenara birakip kendimize su soruyu soralim: Devletin borçlanma faizi yüzde otuz oldugunda neyi tartisacagiz, cari açik tehlikesini mi ? Birisi çikip borçlar çevrilebilecek mi diye soracak. Aniden baska bir dünyaya geçecegiz, bir önce tartistigimiz konulari yarim saat içinde unutacagiz. Kirilma olacaksa burada olacak, baska bir yerde aramaliyim derim ben. Evet, Merkez Bankasi faizleri dogrudan kontrol edemiyor, kisa süreli etkileri tartismali ama orta vadede belirleyici olabildigi su götürmez bir gerçek. Üstelik çok güçlü bir yardimcisi var: Yüksek oranli FDF. Basarisizlik bir mucizeye imza atmak olur. Eger zaten faizin zivanadan çikmasina engel olabiliyorsaniz, dolari da ''orta vadede'' kontrol edebiliyorsunuz demektir. Ama bu gücü kullanabilmeniz için kisa vadeyi gözden çikarmaniz sart.

Günlük faizin enflasyon üzerinde dogrudan bir etkisi oldugunu düsünmüyorum (Eger var oldugunu söyleyen varsa dinleyip ögrenmek isterim). Ancak kredi faizlerinin enflasyon (ve cari açik) üzerindeki etkisini net olarak gözlemliyebiliyoruz. Merkez Bankasinin bu dolayli ve ancak uzun vadede kendini gösterebilen etkiyi dikkate almasi gerekir. Enflasyonun bize direnç göstermesinin temel sebebi hedeflerimizle karsilastirildiginda fazlaca düsmüs, daha dogrusu düsürülmüs olmasiy(di).

Ahmet Çavuşoğlu

6 Yorum Var.:

Adsız dedi ki...

Konu ile ilgili yorumum yok da, n'olur Hursit Gunes'in bugunku Milliyet gazetesindeki yazisini okuyun diyecegim.

Adsız dedi ki...

Tayland 1997 krizi tam da bir cari açık krizidir.

Selamlar

Tunc K.

mr. brooks dedi ki...

cari acigin kriz sebebi olup olamayacagi krizden sonra belli olur bence. her durum oncekinden farkli ozellikler tasir, eskiden oldu da simdi niye olmuyor sorusu diger herseyi ayni kabul ediyor gibi.

krizin sebebi de cikartanlara (tetikleyenlere) sorarak ogrenilebilir. neyden korktun da parani kacirdin sorusuna ne cevap veriyorsa, krizin sebebi odur diye dusunuyorum. cari aciktan korkmussa cari acik risk yaratir, ulkedeki bebek olumlerinin oranindan korkmussa bebek olumleri risk yaratir.

belki de risk yaratan sey korktugu anda cikabilecek olan paradir. biz artik neredeyse tamamini fdi'larla finanse eder hale geldigimizden korkacak fazla birsey olmasa gerek.

zaten cogu, birseyden korkmasa da ilk panige kapilani takip etmekten baska birsey yapmiyor.

cok mu duz bir yorum oldu, bilmiyorum :))

ahmet dedi ki...

Tunc bey,

1997 Asya krizinin nedenleri konusunda çok farklı görüşler bulunmakta.

Tayland'ın dışında ağır şekilde etkilenen ülkeler arasında Endonezya da bulunmaktaydı. Dalga çarptığında Endonezya'nın açığı değil fazlası vardı. Aynı şekilde hatırlarsınız; Arjantin krize cari fazlayla yakalanmıştı. Örnekleri çoğaltabiliriz. Şunu söylemiyorum; şimdiye kadar ekonomisi krize giren ülkelerin hiç birisinde açık yoktu. Ben sadece cari açık ile kriz arasında KANITLANMIŞ bir bağlantı yoktur diyorum. Bazılarının cari açığı vardı bazılarının fazlası. Ortak değişken bu değildi.

AMA, Türkiye'de dahil olmak üzere krize girmiş olan ülkerlerin ortak bir özelliği vardı: Paralarını sıkı bir şekilde dolara bağlamışlardı. Asya ve diğerleri hiç süphesiz 'kur rejimi' krizleriydi.

Bilmiyorum 1997 yıllarını hatırlayacak mısınız ? FED o dönemlerde faiz artırımına gidiyordu ve ortalıkta dolaşan likiditeyi emdiği varsayılıyordu. Üç dört yıldır gündeme getirilen 'likidite' spekülasyonu o dönemlerden bize hatıra kalmıştır. Geçmişin eksik değerlendirilmesi sonucu olarak FED'in faiz artırımlarının benzer sonuçlar doğuracağı zannedildi. Ama tarih tekerrür etmedi. NİYE ? Çünkü ülkelerin kur rejimi değişmişti. Kurların esnemesine izin verilmesi ülkeler arasında semayenin kolaylıkla zıplamasını engellemişti.

2002 yılından beri kesintisiz olarak savunduğum 'KRIZ OLMAYACAK' tahmini büyük ölçüde kur rejimine ve bir de sıkı maliye politikalarına dayanmaktadır. Iyimserlik veya vatanseverlikle hiç bir ilişkisi yoktur ( Hoş kendimi bir vatansever olarak görürüm, ama o konu ayrı). Hal böyle olunca Akat gibi bazı uzmanların ikide bir saf değiştirmelerini garipsemiyorum. Çünkü konunun özünü kavrayamıyor, serbest kur rejiminin oynadığı krtik rolü göremiyorlar.

Konuyaya daha sonra devam edeceğim.

Ahmet Çavuşoğlu

ahmet dedi ki...

Cüneyd bey,

Bence çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Bir olgunun kendisinden çok oyuncular tarafından 'nasıl algilandığının' belirleyici olduğunu iddia ediyorsunuz. Örneğin piyasayı 'göktaşı riskleri' konusunda dolduruşa getirebilseydik kriz yaratabilirdik.

Hipotezinizi 'Beklentiler beklenmeyen sonuçlar dogurmak zorundadir.' başlıklı yazımda enine boyuna tartıştım.

Bknz:

http://ekonomiturk.blogspot.com/2006/12/beklentiler-beklenmeyen-sonular.html

Kısaca sizinle aynı fikirde olmamakla birlikte savınızın bir kaç cümleyle geçiştirilemiyecek ölçüde güçlü olduğunu kabul ediyorum.

Ahmet Çavuşoğlu

Adsız dedi ki...

Ahmet Bey,

Tabancanın tetiği ile kurşununu ayırmak lazım,eğer tabanca dolu değilse tetikleseniz bile patlamaz.
Eğer sıcak para ile finanse edilmeyen cari açık(kurşun) yoksa siz kurunuzu dolara da bağlasanız(tetik)ateş almaz.

Selamlar,

Tunc K.