Ucuncu Ceyrek Buyume

Buyume rakamlari benim en fazla onem verdigim rakamlardir. Ulke zenginlesiyor mu yoksullasiyor mu bunu gormenin yolu buyume rakamlarina bakmaktir. Mayis ayinin ortasinda, daha 2006'ya ait herhangi bir buyume rakami aciklanmamisken Asaf Savas Akat sert inis tahmininde bulunmustu. Turkiye'de insanlar "balon", "sert inis" gibi kelimeleri gelisiguzel kullaniyorlar. Biz de Sayin Akat'in sert inis kelimesini gelisiguzel kullandigini farkedip bu durumdan istifade etmek istedik. Bu sert inis tahminine karsilik biz de %6 civarinda buyume bekledigimiz yonunde bir tahminle karsilik verdik.

VOB nedir?     Taksi Şöförü   A Tipi Yatırım Fonu Nedir?   Olasılık nedir?   Dışsallık Nedir

O gun, bugundur her buyume istatistigi aciklandigi zaman Asaf Savas Akat ne demis, biz ne demisiz, rakamlar ne diyor karsilastiriyoruz.

En son bundan 3 ay once "Ak Koyun Kara Koyun" baslikli yazimizda bir karsilastirma yapmis idik. O yaziya giderseniz, daha onceki yazilara ait baglantilara da ulasabilirsiniz.

Ikinci ceyregin sonlarina dogru yukselen faizler nihayet etkisini gosterdi ve ucuncu ceyrekteki buyume rakamlari %3.4 seviyesine geriledi. Sirketlerin ikinci ceyregin sonunda "sabit doviz kurlu" kampanyalari neticesinde normalde ucuncu ceyrekte olusacak tuketimin bir kisminin ikinci ceyrege kaymasi nedeniyle ucuncu ceyrek rakamlari bence biraz dusuk cikti. Son ceyrekte buyume rakaminin daha da dusecegini zannetmiyorum, hatta artarsa sasirmam; yilsonunda da buyume rakamlari Asaf Savas Akat'in tahmininin aksine %5'in uzerinde cikacak gibi gorunuyor.

Yine de ben bu karamsar tahmin yontemini cok begeniyorum. Soyle isliyor: Durmadan karamsar tahmin yapiyorsunuz, ve ekonomi (ekonomi nedir?) bu, business cycle bir noktadan sonra asagiya donecek tabii, yavaslamaya basladigi zaman "biz bunu yillardir soyluyoruz, bakin dediklerimiz nasil cikti" diyorsunuz. Millet de "vay be helal olsun, ekonomiden gercekten cok iyi anliyor, 5 sene oncesinden nasil da bildi" seklinde yaklasiyor. O yuzden okuyuculara tavsiyemiz karamsar tahmin yapin, uzun vadede mutlaka bir gun tahminleriniz dogru cikar. Kisa vadede ne tur riski mi var boyle tahminlerin? Turkiye'de cok bir riski yok, cunku yanlis tahmin yaptiginiz zaman gecmiste soylediklerinizi takip edip daha sonra hesap soran cok kisi yok bu ulkede. Demirel bile 7 defa ulkenin basina geldi, bizim halkin hafizasi zayiftir. Tek problem: internet icat oldu mertlik bozuldu.

11 Yorum Var.:

Adsız dedi ki...

"Buyume rakamlari benim en fazla onem verdigim rakamlardir. Ulke zenginlesiyor mu yoksullasiyor mu bunu gormenin yolu buyume rakamlarina bakmaktir."

Yahu yapmayın allah aşkına...

Adsız dedi ki...

Tansel Bey benden önce davranmış. Ağzına sağlık Tansel Bey kardeşim.

Borçla büyürken, büyümenin ne anlamı var? Ülkenin zenginleşip zenginleşmediği sadece büyüme rakamlarından anlaşılmaz.

Ayrıca büyüme düşerken suçu felaket tellallarına atıyorsunuz. Kıvırmayın lütfen, suç uygulanan para politikasında.

IMF, hükümeti avucunda oynatabilir, ama biz Türk halkını kandıramaz. Masallara karnımız tok.

Şefik Karakaş
Ankara

Adsız dedi ki...

GDP'nin gercegi ne kadar yansittigi konusunda cok tartisma var ama bilmedigi bes vakit namaz olan (ona da herhalde seytan birakmayan) ekonomix arkadasimiz bu konuda da bizi aydinlatacaktir eminim ki...

Economist (deregi) gectigimiz aylardan birinde cok güzel bir laf üretmisti ama:

GDP = Grossly Distorted Picture
...

Adsız dedi ki...

Türkiye'de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak oldukça yaygın. Artık klişeleşmiş olan bu söz aklıma Şefik Karakaş'ın yukarıdaki yorumunu okuyunca geldi. Karakaş, "Borçla büyürken büyümenin ne anlamı var?" demiş. Kardeşim, bir bak acaba başka türlüsü mümkün mü? Büyümek için yatırım yapmak, yatırım yapmak için de tasarruf gerek. Eğer yeterince tasarruf yapamıyor ama buna rağmen de büyümek istiyorsan elbette borçlanacaksın. Tabii aldığın borcu çarçur etmeyecek, verimli yatırımlarda kullanıp daha sonra geri ödeyebilecek hale geleceksin. İnsanlar yeterince özkaynağı olmayan bir firmanın yatırım yapmak için bankalardan kredi almasını makul karşılarken neden ülkelerin aynı şeyi yapmasına karşı çıkar anlamam. Bakın bakalım son 30 yılda bizi kalkınma yarışında geçen ve gelişmiş ekonomiler arasına kapağı atan Güney Kore'nin borçları bu süreçte nasıl gelişmiş? Şu anda Güney Kore'nin borcu ne kadar, Türkiye'ninki ne kadar? Burada rakamları yazmıyorum ama ben baktım. Bir zahmet siz de arayıp bulun. Tabii siz de haklısınız. Bilgi sahibi olmak için biraz zahmete katlanmak gerekiyor. Ben Güney Kore'nin dış borç rakamlarını bulabilmek için 2 saat interneti taradım, bulmak pek de kolay olmadı. Bu kadar zahmete katlanmak yerine kafadan sallayıp atmak çok kolay.

Adsız dedi ki...

Orhan Bey , siz ne dediğinizin farkında mısınız ? Borç almadan büyümek tabii ki mümkün . Hatta bol bol borç vererek de büyüyebilirsiniz . Yapısal sorun morun da size engel olamaz . Öyle internette iki saat araştırma yapmanıza gerek yok . Çin'e bakın . Çin borç vererek büyüyor. Cari fazlasından haberiniz vardır herhalde . Böyle kocaman bir gerçek varken samanlıkta iğne aramak niye ?

Adsız dedi ki...

Sevgi Hanım, eğer tasarrufları kendi yatırımlarını karşılamaya yetmeyen bir ülkenin bir de bu tasarrufun bir kısmını dışarıya borç vererek nasıl hızlı büyüyebileceğini açıklarsanız, herhalde bu ülkenin ikinci nobel ödülü alan kişisi siz olursunuz. Siz hiç Çin'in tasarruf ve yatırım oranlarına baktınız mı? Ayrıca, Çin'in dışarıya ne kadar borç verdiğine ilişkin bir bilgiye ulaşamadım ama bu ülkenin hiç dış borcu olmadığını da sanmayın. Dış borcu hem bizden yüksek hem de azalmıyor, artıyor.

Adsız dedi ki...

Aman Nobel felan istemem . Alanların ne mal olduğunu gördük . Neyse konuyu sulandırmayalım . Çin cari fazla veriyor . AB ve ABD'nin cari açıklarının finansında yardımcı oluyor . Dışarı bir sermaye akışı var . Yalan mı?

ahmet dedi ki...

Araya girmek istemezdim ama Sevgi hanim'in söylemleri bana Recep bey'i hatirlatti.

Eger Recep bey aramizda olsaydi konuyu çoktan Çin'e (ve Arjantin'e) baglamisti. Kendisini bir arastirma gezisi için Çin'e göndermistik. 'Çin'de -5 reel faizle isler pekala da götürülebiliyormus, ben bi kosu çinden bunun formülünü ögreneyip geleyim' demisti. Partimiz, (Milliyetçi Sifirlayan Parti) adina büyük bir fedakarlik. Havalanina indigini biliyoruz. Hatta taa oralardan bile commentler gönderip, bizden fikirlerini mahrum etmedi bir süre. Fakat ondan sonra haber alamadik. Gören, duyan varsa lütfen haber versin. Hayati için endiseleniyoruz. Birisi, arastirmalarini güneydogu asyaya dogru derinlestirirken 'canli canli insan beyni yiyen' bir grubun eline düstügü bilgisini vermisti. Umarim dogru degildir.
Sevgi hanim, biz 'Çin mucizesini' geçmiste çok tartismistik. Recep aramizda olsaydi, o size gereken bilgiyi verirdi.
Onun yoklugunda sunu söyleyebilirim. Çin parasini amerikan tahvillerine veya dolarlarina yatirirken aslinda tasarruf yapmis olmuyor, gerçekte FIYATLARINDA INDIRIM yapiyor. Tasarruf 'gelecekte harcamak' üzere bugün biriktirdiginiz birseydir. Halbuki Çin Amerika'ya verdigi borcu geri alamaz. Çünkü almaya kalktiginda rekabetçi kuru elden gider, bir sey satamaz hale gelir. Çin'in mucizesi şu: dünyada pek çok insanin yapmayagi isler için 100-200 dolara çalisabiliyorlar. Isçilerin itiraz etme haklari yok. Yalnizca hiçbir zaman kullanmayacaklari tasarruflari var. Ayni ücrete Türkiye'de çalisacak adam bulabilir misiniz (veya bugün çalis çocuklarin çeksin sefasini söylemini kabul eden)? Eger bulabiliyorsaniz, sorun yok, inanin büyümede Çin'i ikiye katlariz. Bizim sorunumuz; ayni (belki dahada düsük) nitelikteki Türk vatandaslarini asgari ücretle, üstelik sendika grev falan haklari vererek issahibi yapmaya çalismak. Üstelik 45 yasin üstünde emekli yapmaya çalistigimizda, mezarda emeklilik laflari devreye giriyor. Biz çocuklarimiza borçtan baska hiç bir sey birakmama kararliginda olan bir milletin fertleriyiz. Eger bizler için mucizevi çözümleriniz varsa dinlemekten mutluluk duyacagim. Yoksa bosuna konusmayalim.

ahmet çavusoglu

Adsız dedi ki...

Boş konuşma diyene bak . Recep kim yahu ? Üstün açık mı kaldı senin ? Borçlanmak zorundayız masalını ben almayayım . Size kolay gelsin .

Adsız dedi ki...

Mon dieu!

Sevgi hanım,

iktisat okumuş iktisatçılardan mısınız yoksa iktisat okumamış iktisatçılardan mısınız?

Orhan Pamuk düşmanı olduğunuzu çıkarttım ben bir tek bu yazışmadan!

Adsız dedi ki...

Ekonomi eğitimi almamış ancak, ekonomik konuları uzman görüşlerinden takip eden biriyim. Tartışmalarınız ve diğer sataşmalarınız bana depremci profesörlerimizinkinden bir farkı olmadığını anımsattı.

Belki soruyu karıştırarak sormak lazım : Sizce ekonomimiz'de (Marmara'da) ne zaman, nerede ve kaç şiddetinde kriz (deprem) olur?