Tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tasarruf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sigaradan Nasıl Tasarruf Edilir?


Hayır, sigarayı bırakmadan da sigaradan tasarruf edilir. Hem de %81 oranında. İlginizi çektiyse sizi yazıya alalım.

Hatırlayacağınız gibi 1 Ocak 2013 sigara zammı sonucunda Winston 7,75 liraya, Marlboro ise 9,75 liraya, içilebilecek en dandik sigara olan West ise 6 liraya yükselmişti.  Zam oranı %20’ lerden daha fazlaydı. Bunun gibi politikalar sonucunda kimse Akp hükümetinin liberal olduğunu iddia etmesin. Zaten 2011 Dünya Ekonomik Endeksi’ nde Türkiye 141 ülke arasından 75. olmuş. Bu konuya daha sonraki yazılarımda değineceğim.

Peki, bu gaddarca zam olayından nasıl kaçınabiliriz? Öğrenci, işsiz ya da  devleti finanse etmenin kendisinin görevi olmadığını düşünen fakat sigara gibi bir nimeti hakkını vererek kullanmak isteyen arkadaşlarımıza bir önerim var. Tahmin edilebileceği gibi sarma sigara. Yani tütün. Bu yazıda tütün sarmanın tasarruf üzerindeki etkisini anlatacağım.

Öğrenci sigarası Winston 7,75 lira. Lafı uzatmayacağım: her gün sigara içen bir öğrenci ayda her gün bir paket Winston içtiğini varsayarsak 232,5 lira bütçesinden sigara para ayırmak zorunda. 620 tane de sigara içmekte. Eğer paketlere verilen toplam sigara parasını, kaç tane sigara içtiğimize bölecek olursak bir rasyo elde ederiz: dal sigara rasyosu :) Yani bir dal sigaraya ne kadar para veriyoruz. Winston’ un dal sigara rasyosu ise: 0.37 . Elimizde olan budur. Kaçak sigara kullanmadığımızı varsayıyorum. Benim yaşadığım yerde tütünün kilogramı 40 lira. Günde bir paket sigara kullanan insan ayda 500 gram tütün kullanır,  200 tane “makaron” yani filtrenin fiyatı ise 7.5 lira. Buradaki dal sigara rasyosu:  0.07. Sırf bu rasyolardan gidersek sarma sigara içmek tütün içmeye göre %81 daha ucuz.

Tütün sarma deneyimimi anlatmak istiyorum: öncelikle yeni başlayacak olanlar tütün sarma makinesi almalıdırlar. Zamanla el ile sarmaya başlayabilirsiniz. Bir sürü makine kullandım ama rengi turuncu olan ve markası "Abdo" olan tütün sarma makinesini tavsiye ederim. Zımba gibi bir şey, fiyatı 8 lira. Neyse, günde bir paket sigara kullanan bir insandım eğer siz de benim gibiyseniz haftada 5 liralık olmak üzere ayda 20 liralık tütün işinizi görür. Filtrenin fiyatını da yukarıda eklemiştim. Kalite açısından nasıl dersem, West ile Winston’ un ortasını düşünün. Tütünü aldıktan sonra kuru olmasına fakat elde dağılmayacak kadar kuru olmamasına özen gösterin. Yerleştirirken: baş, işaret ve orta parmaklarınızla tuttuğunuz zaman parmak uçlarınızı kaplayacak tutarda tütün alın. Makineye her yere eşit gelecek şekilde yerleştirin, ve en önemlisi: tütün makinesine yerleştirdiğiniz tütünü dibine kadar bastırın. Tütünü haftalık alın ve maksimum 125 gr. satın alın. Yoksa tütün aşırı kurur ve içimi zorlaşır. Şimdi sayısal değerler ile uğraşalım:

Ayda 30 paket Winston kullanan birisi 232,5 lira sigara para harcar. Yılda yaklaşık 2790 lira maliyeti vardır. Tütün saran bir insan haftalık 5 liradan aylık 20 liralık tütün ve 22,5 lira filtre satın alır. Aylık maliyeti: 42,5 lira. Yıllık: 510 lira. Yüzde hesabı yaparsak: ((2790-510)/2790)x100= %81 gibi bir sayıya ulaşırız. Bu demek oluyor ki: tütün sarmak, paket sigara almaktan %81 daha ucuz. Dal sigara rasyosu ile eşdeğer bir oranda.

Aylık sigara masrafınız 42,5 lira olabilir, 20 tane sigaranın maliyeti 1.4 lira olabilir, günlük sigara masrafınız 1.4 lira olabilir. Hayatta her şeyi parayla ölçebilirsiniz ama otlakçılık etkisini de baz alırsak kimse sarma sigaraya otlanmaz. Bu paha biçilemez. İşin sağlık kısmını bilmiyorum, hangisi daha zararlı vs. Bunu bilen birisi varsa ve açıklarsa fena olmaz.

Şimdi işi grafiğe dökelim:




İşte olay bu. Eğer yılda tasarruf edeceğiniz 2280 lirayı %10 getiri sağlayan bir finansal araç ile değerlendirirseniz… Her şeyi ben mi yazacağım :) İşte tasarrufun ve tüketim kalıbının değiştirilmesinin etkileri bunlardır. Bir sonraki yazımda Tüik’ in enflasyonu hesaplarken nasıl hesapladığını inceleyeceğim. Dumanlı günler.

Daha kaliteli tütünler için:

http://www.cgarsltd.co.uk/default.aspx?CategoryID=10289

http://www.e-tobaccos.com/



Read More!

Cari Açık, Tasarruf, Mehmet Şimşek, Ege Cansen

Merhabalar, bugün Türkiye’ de tasarruf oranını tartışacağız. Öncelikle tasarruf nedir?Tasarruf demek bugün ile yarın ki tüketim arasında tercih etmek demektir. Toplum bugünün tüketimi ile yarının tüketimi arasında tercih yapar. Esas sorun şuradadır, tasarruf oranımızın düşük olması toplumun önüne konulan alternatiflerin cazibesinin olmamasından mıdır? Bu soruya cevap vermek kolay, çünkü Türkiye’ de reel faizler çoğu ülkeden daha fazladır. Gelelim cari açığa, cari açık dediğimiz zaman tasarrufların yatırımlardan sürekli olarak düşük kalmasını kastederiz. Böyle olunca ülke yurtdışına faiz gibi faktör ödemesi yapıyor. Cari açığın finansmanında ise en önemli faktör yabancı yatırımcıların tercihi ve dış finansmandır. Hal böyle olunca ülke ekonomisi kırılgan bir yapıya geliyor. Dış sermayeye bu derece bağlı olunduğu zaman ani sermaye çıkışları ülke için büyük bir risk kaynağı oluşturuyor. Peki nasıl oluyor? İç talep daralır ve TL, USD karşısında değer kaybına uğrar. Türkiye 1990’lı yıllarda Cari açık/GSMH’ de %1 civarındaydı, 2011 de ise bu rakam bana göre %8’ ler civarında olacaktır.

Mehmet Şimşek’ in 2008 yılında yaptığı bir açıklama var. Bu açıklamada Türkiye’ nin genç bir nüfusa sahip olduğu, bu yüzden tasarruf oranlarının düşük kaldığı falan yazıyor. Burada devreye yaşam boyu hipotezi devreye giriyor. Modigliani ve Brumberg’ in 1954 yılında geliştirdiği hipotez der ki: Bireyler tüketimlerini bütün hayatına yayarlar. Birey kendini geliştirdiği yer olan okulda yani okul döneminde negatif tasarruf eder, çalıştığı müddetçe ise yüksek tasarruf eder. Emeklilik döneminde ise gençliğinde yaptığı bu tasarrufları kullanır. Yani net tasarruf yaşam sonunda sıfırdır. Eğer Türkiye’ de genç nüfus>çalışan ve yaşlı nüfus ise tasarrufların Mehmet Şimşek’in dediği gibi düşük olması gerekmektedir. Ama Mehmet Şimşek’ in dediği gibi ortalama yaşımız 28 düzeyindedir, yani çalışma çağındadır. Bu durumda tasarruflarımızın yüksek olması gerekmektedir..


Az önce değindiğimiz hipoteze göre toplam tasarruflar demografik faktörlerden de etkilenmektedir. Eğer toplumda çocuk ölümleri azalır ve çalışmayan genç nüfus artarsa toplam tasarruflar azalır. Üretkenlik aile başına çocuk miktarını azaltır ve bağımlı nüfus oranını düşürür. Bunun sayesinde tasarruflar artar. Bunlarıu bir grafikle açıklayalım. Gördüğünüz grafik 1990,2010,2030 ve 2050 yıllarının- gelişmiş ülkelerin- demografik yapılarını gösteriyor. Buna göre 2050’ de emekli nüfusus payı diğer dönemlere göre artacaktır. Buradan da 2050 yılında tasarrufların azalacağı manasını çıkarabiliriz.




Gelişmekte olan ülkelere bakarsak çalışan nüfusun 2050’ de en yüksek seviyeye ulaşacağını görüyoruz. Yani tasarruf oranı gelişmekte olan ülkelerde daha da artacaktır.






Gelelim Ege Cansen’ e. Ege Cansen 31 Aralık’ ta yazdığı bir yazıda Türkiye’ deki tasarruf oranının %22 olduğunu iddia etmiş. Argümanını ise Fiili tasarruf oranı=Yatırım eşitliğinden Türkiye’ deki tasarruf oranı %22 imiş. Öncelikle yukarıda belirttiğimiz gibi ortada yatırımlar var ve bu yatırımların finanse edilmiş şekli var. Bir kısmı yurtiçi tasarruflar sayesinde karşılanıyor, bir kısmı da yurtdışından borç alınarak hesaplanıyor. Cari açık dediğimiz ise dış borç olduğuna göre Ege beyin bir hatası var, tasarruf oranı hesaplanırken kendisinin de belirttiği gibi yatırım-cari açık/gsyih=tasarruf oranını verir. Eğer tasarruf oranımız gerçekten yüksek olsaydı yatırımlar iç finansman ile karşılanırdı ve dışarıdan borç alınmazdı. İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin’ den aldığım slayta dayanarak Türkiye’ deki tasarruf oranının ülkeler arası karşılaştırmasına bakalım.


İktisatta bir gerçek vardı. Bu gerçek enflasyon dönemlerinde kişilerin paralarını cebinde tutmayacağı ve tüketime harcayacağıdır. Türkiye’ ye bakınca ise tam tersini görüyoruz. Yüksek enflasyon döneminde %26 ya varan tasarrufun olduğu ama düşük enflasyon döneminde ise %12 ye varan tasarrufun olduğudur.Grafiğe baktığımız zaman tasarruf oranımızın gittikçe azaldığın görüyoruz. Bunun bence iki nedeni var. Birincisi ise toplumun düşen enflasyon ve düşen faizler nedeniyle tüketime yüklenmesidir. İkinci neden ise Türkiye’ deki reel faizlerin düşmesidir. Bugünlük bu kadar yarın sınavım var, iyi günler. Bu arada bu yazıyı çok hızlı yazdım sanki kendimi bir yerde hata yapmış gibi hissediyorum, hatam varsa düzeltmenizi rica ederim.

Kaynaklar:
1)Üçer, Murat ; Rijckeghem, Caroline Van, 2009, Tüsiad.
Read More!

Zengin olmanin birinci sarti

Kişisel Harcamalarınızı Kayıt Altına Alın: Personal Finances Free yazisinda Pieholden Suite zengin olmanin birinci sarti nereye yatirim yapacagini bilmektir yazmis. Ekonomi kokenli kisilerden cokca duyuyorum bunu. Dogrudur, sadece para biriktirerek zengin olamazsiniz. Aslinda devlet merkez bankalarinin devlet borcu odemek, devamli batip duran verimsiz sirketleri kurtarmak icin surekli para basip enflasyon yoluyla parasal birikimlerinizin degerini dusurdugu bir yuzyilda yasiyor olmasa idiniz, teknolojik gelismeler ve inovasyon mal ve hizmetlerde surekli bir ucuzlama sagladigindan, sadece para biriktirerek de oldukca varlikli olabilirdiniz ama maalesef dunya oyle islemiyor. Neyse, kisacasi sadece birikim yetmez ama yatirim da yetmez. Sadece bu ikisi ile, eger maasli isiniz yuksek gelirli degil ise, kolay kolay zengin olamazsiniz. Olsaniz da bir yere kadar zengin olursunuz.

Ben yatirim yapmanin zengin olmanin ilk sarti oldugunu dusunmuyorum. Yatirim yapmak zengin olmanin onemli bir sartidir ama zengin olmanin ilk sarti degildir. Zengin olmanin ilk sarti girisimci olmaktir, kendine gelir akisi saglayacak isler yaratmaktir, inovasyon yapmaktir. Bu nedenle de zaten dunyanin, bir ulkenin ya da bir sehrin en zenginler listesini genelde girisimciler olusturur. Dunyanin en zenginleri listesine bakarsaniz, listenin genelde Gates, Dell, Jobs gibi girisimcilerden, dunyayi degistiren urun ya da servisleri yaratan girisimcilerden olustugunu gorursunuz. Tabii ki bu kadar zengin olmaya gerek yok. Ama eger doktor, pilot, iyi universite bitirmis ust duzey yonetici, finansci falan degilseniz, sizin icin zenginlik genelde girisimcilikten gecer.

Gereksiz masraflardan kurtulmak onemli bir adim. Ama memlekette maalesef daha bu adimi atan insan sayisi bile az. Ikinci ve en onemli adim ise bahsettigim gibi girisimcilik. Girisimci derken buyuk sirketler kurmaktan bahsetmiyorum. Bu kadar basarili olursaniz super ama girisimcilik sadece bunlarla sinirli degil. Isinizde surekli daha basarili olacaginiz, yukselebileceginiz yollar aramak girisimciliktir. (Surekli fazla mesaiye kalip sirf calisilan saati arttirarak daha fazla para kazanmak girisimcilik degildir). Kendi isi disinda bos zamanlarinda televizyon basinda oturmak yerine ek birseyler yapmak girisimciliktir. Aksam kantinde aylak aylak king oynamak yerine ozel ders veren, cocuk bakan ogrenci girisimcidir. Haftasonlari internetten satis yapip ek gelir saglayan calisan girisimcidir. Kendine ek gelir kaynaklari yaratmak girisimciliktir.

Yatirim, bence, bu ikisinden sonra gelir. Burada bir yazida editor, gidip yatirima zaman ayiracaginiza once ek gelir yaratacak seyler yapin demisti. Hakli. Tekrar edeyim, sadece giderleri kisip artanlarla yatirim yaparsaniz, eger cok kazanan bir calisan degilseniz, zengin olamazsiniz. Ilk hedefiniz gelirlerinizi arttirmak, ikincisi gereksiz giderlerden kurtulmak ve ucuncusu de yatirim yapmak olmalidir.

Nasıl daha fazla birikim yapılır konusunda economist Robert P. Murphy cok guzel bir makale yayınladı. Okumanızı tavsiye ederim.
Read More!

Kişisel Harcamalarınızı Kayıt Altına Alın: Personal Finances Free

Merhabalar, bildiğiniz gibi bu blogda geçmişte tasarruf üzerine çokca yazı yazıldı. Zengin olmanın birinci şartı nereye yatırım yapacağını bilmektir. Yatırım yapmak için ise tasarruf etmek gerekir. Özellikte genç yaşta tasarruf etmek gelecekte rahat etmenizi sağlar. Günde 2 lira 67 kuruş ve daha onemlisi bilesik faiz yardimiyla. 20 yasinizda bir kenara koydugunuz 1000 YTL, senelik %10 getiriyle 40 sene sonra 45259 YTL'ye donusuyor. O yuzden erken para biriktirmek, gec para biriktirmekten cok daha onemli.


Tasarruf yapmanın ilk aşaması ise harcamalarınızı kontrol altına almaktır. Benim size bir program önerim olacak bunun sayesinde;

1)Harcamalarınızın nerelere yapıldığını öğrenebileceksiniz

2)Gelecek ay harcamalarınızın ne durumda olacağını bilebileceksiniz.

3)Gelecek zamanlarda geçmiş harcama kalemlerinizin nelerden oluştuğunu öğrenip, tasarruf etmeye karar verdiğiniz zaman nelerden tasarruf edebileceğinizi çok rahatlıkla belirleyebileceksiniz.


Gelelim programa, ücretsiz olan bu programı, http://www.financessoftware.com/?utm_nooverride=1 sitesinden indirebilirsiniz. Yandaki Download Free linkine tıklıyoruz ve kurulum dosyası bilgisayarımıza kaydediliyor. Programı kurduktan sonra Program ayarları ekranı geliyor. Bu ayarları yaptıktan sonra tamama tıklıyoruz ve sonradan gelen ekranda ise yeni boş bir veritabanı oluştura tıklıyoruz. Veritabanını kaydettikten sonra solda main bizim kasa hesabımız oluyor. Giderleri kaydettikten sonra orada bulunan bakiye bizim cebimizde kalan para olacaktır.


Öncelikle cebinizde kaç para olduğunu girelim. Sağ tıklıyoruz, Add Transaction—Gelir yazan kısımda toplam yazan kısıma cebinizdeki toplam parayı girin. Gördüğünüz gibi main kısmı bakiyedir ve cebinizdeki parayı gösterir. Kasanıza giren her bir parayı az önce gösterdiğim yöntem ile kaydedebilirsiniz. Şimdi gelelim gider kısmına, bir sigara aldığınızı varsayalım bu durumda yine Add Transaction---Gider kısmında toplam yazan yere atıyorum 6,5 tl yazabilirsiniz. Tamama bastığınız zaman ise gider programa kaydedilmiştir, main kısmı cebinizdeki parayı gösterecektir. Ayrıca gider kısmındaki giderler bir grup altına alınabilir mesela ben bu ay sadece sigaraya 140 lira ödemişim, sigarayı azaltmam gerek.


Banka hesabı olan insanlar da var onun için ben şöyle bir yöntem keşfettim, hesaplara tıklıyoruz, ekleye basıyoruz ve banka hesabının adını giriyoruz. Sol tarafta 2 tane hesap oldu. Banka hesabınızdaki parayı ya da banka hesabınıza aktarılan parayı her iki hesaba da ekliyoruz. Banka hesabınızdan para çektiğiniz zaman ise sadece banka hesabına gider olarak kaydediyoruz. Bunu yaptıktan sonra ise Main hesabından banka hesabını çıkarttığımız zaman bize cebimizde kalan bakiyeyi veriyor.


Şöyle bir örnek verelim, cebinizde 100 tl banka hesabınızda 50 tl bulunursa, banka hesabını iki kere kaydettiğimiz için 150-50 bizim bakiyemiz oluyor. Program genel hatlarıyla bu şekilde basit, gösterişsiz ve tasarruf yapmaya yönlendirdiğimiz insanlara tam uyacak şekilde bedava bir program. Kurcalayanlar daha ayrıntılı öğrenebilir.

Read More!

İçsel büyümeyi bilmeyen yazar


fazla vaktim yok kısaca eleştireceğim. Niye eleştiriyrz onu da bilmiyrm eleştirdikce terfi ediyorlar. neyse. Süleyman yaşar yazısında, Tasarrufları artırırsak cari açık kapanır mı? diye sormuş.

" Bazıları tasarrufları arttırırsak cari açığın kapanacağına inanıyorlar. Bu görüş doğru değil. Eğer doğru olsaydı, bu yıl sonunda toplam tasarruflarının milli gelirine oranı eksi yüzde 1.3 olacağı tahmin edilen Japonya'nın ve yine toplam tasarruflarının milli gelirine oranı yüzde 11.3 olan Almanya'nın cari işlemler fazlası vermemeleri gerekirdi."

Birkere kullandığı rakamlar doğru değil. ben japonyaya kim eksi tasarruf tahmin etmiş anlam veremedim. alamanyanın tasarruf oranı tahmini de IMF'de cok daha yuksek aşağıda rakamlar var. Japonyanın tahmini tasarruf/gsyh 2011 icin % 24 mesela, almanyanın % 22 TR'nin % 14. ha biz niye cari acık veriyrz, cunku onların ürettikleri malları biz uretemiyrz, cunku yeterli teknolojimiz ve egitim seviyemiz yok. bunun tmel nedeni ise, adam gibi yatırımları gercekleştirememiş olmamız, yatırım seviyemizin dusuk olmasının temel nedeni ise tasarruf azlığı ve olan tasarrufları da yıllardır devletin yanlış kanalize etmesi.


"niye cari açık, tasarruflar arttırılarak kapatılamaz? Nedeni basit. Çünkü bir ekonominin uzun dönemde büyüme hızı tasarruflardan bağımsızdır." bu solow büyüme modeli, uzun dönemli büyüme n+g yani. ok. ama be adam insana sormazlar mı içsel büyüme diye bişey var. bir suru literatur var. beşeri sermaye diye bişey var ve bu tasarruflardan etkileniyor. neyse devam.

"Harrod-Domar büyüme modeli"nde, bir ekonominin büyümesi için tasarrufların milli gelire oranının, sermaye/hasıla katsayısının ve emek artışının gerekli olduğunu düşünüyorlardı. Bu görüş, bir ekonominin daima istikrarlı bir ortam içerisinde olduğu varsayımına dayanıyordu." HA HA :) ya arkadaşım Harrod Domar keynesyen büyüme teorisyenleri ve zaten krizi temel almaktalar ne istikrarı! devam..

"...Robert Solow, uzun dönemli ekonomik büyümenin tasarruflara bağlı olmadığını ileri sürdü.Çünkü Solow, 1890 bunalımı, 1929 büyük krizi ve II. Dünya Savaşı'nı inceleyerek kapitalist ekonomide sürekli istikrarın olamayacağını düşündü." ya git at kendini pencereden aşağı. Solow'u kriz ekonomisti yaptın ya helal sana. arkadaşım bu adam uzun dönemli büyümeyi inceliyor, trend büyüme yani iktisadi dalgalanmaları gozardı ediyr onlar dışsal dalgalanmalardır diyr. ne bunalımı ne savaşı incelemiş.

son tahlilde faiz-tasarruf-cari açık konusuna geliyr ve harcayın diyr. tasarruf etmeyin. bu cok yonlu bir tartışma burada ona girmeyeceğim. ama bilinki olay yaşarın dediği gibi tasarruf etmeyin bu buyumeyi etkilemez olayı değil. teori de bu değil. Read More!

Tasarruf ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması

AVIVA Tasarruf ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması yaptırmış. Sonuçlara göre Türk tüketiciler emeklilik için yeterli refahı biriktirmenin en pratik yollarını her ay düzenli para biriktirmek (yüzde 27), gayrimenkule yatırım yapmak (yüzde 21) ve piyango kazanmak (yüzde 16) olarak görüyormuş.

Piyango kazanma ihtimali ne kadardır? Yahut da piyango kazanan kaç kişi parayı adam gibi değerlendirebilmiş ve geleceğini güvence altına almıştır?

Yahu bizim toplumun bu her şeyi Devlet'ten ya da Allah'tan bekleme durumu ne tür bir psikolojik rahatsızlıktır?

Bu blog yıllardır "tasarruf edin" diyen, "yatırım yapın" diyen, "para biriktirin" diyen, "tutumlu olun" diyen yazarların yazılarını yayınlar. Ama blogu kaç kişi okuyor ki? Oysa Deniz Baykal'ın Seks Görüntüleri başlıklı bir yazı yazsanız binlerce kişiyi cezbedebiliyorsunuz.

Mali Kural Nedir? Nasıl Uygulanır?

Cumhuriyet Altını Gram Fiyatı Nedir? Ne kadar olur?

Tanıdığımız Birine Kefil Olarak İmza Atmalı Mıyız? Read More!

Ne Kadar Tasarruf Yapmalıyım?

Birçok insan para biriktime konusuna tamamen ilgisiz kalırken, az sayıda kişi de para biriktirmek istiyor fakat buna nasıl başlayabileceğini bilmiyor. Çok kişi "ne kadar tasarruf yapmalıyım?" diye bana sormuştur. Elbette bu kişinin gelirine, ailevi durumuna ve başka faktörlere bağlı olarak değişebilir ancak özellikle genç insanlara tavsiyem şu: Eğer çalışma hayatına atıldıysanız ama hala ailenizle yaşıyorsanız, bundan faydalanın. Ücretinizin %10-15'lik kısmını doğrudan, para bankanıza yatar yatmaz, tasarruf hesabınıza yönlendirmelisiniz. Kalan paranızdan bir kısmı ile eve katkı yapmayı düşünmelisiniz. Bu bir haftalık yiyecek alışverişi ya da elektrik, su, doğalgaz türü faturaların bir bölümünü ödemek şeklinde olabilir. Ailenizin buna ihtiyacı olmasa dahi, bu tür bir jest onları mutlu edecektir.

İnsanlar temelde harcamayla ilgili kötü alışkanlıkları para kazanmaya başlar başlamaz edinme eğilimindedirler. Tamamen kendi yönetebilecekleri bir miktar para insanın eline geçince birden rüyalar ve istekler elinize geçen miktarla orantısız şekilde büyür ve artar. Bu tuzağa düşmeyin. Gençken mali disipline alışırsanız, ilerideki hayatınızda da bunun faydasını görürsünüz. Unutmayın Tutumluluk cimrilik değil, zor koşullarda kazanılan paranın zekice kullanılmasıdır.

Ne kadar gençken para biriktirmeye başlarsanız o kadar yol alırsınız. Bileşik Faiz'in gücüne inanın. Read More!

Ideal Ev Kirasi Gelir Orani

Bir sureliğine İstanbul'a taşınma hazırlıkları yapıyorum, yavaş yavaş kiralık daire aramaya başladım. İstanbul'da ve Singapur'da birçok kiralık daire değiştirdiğim için kiralık ev arama uzmanı oldum. Kiralık daire seçerken ilk kriterim en çok yaptığım ilk 2 yolculuk için tek vasıta toplu taşıma aracı kullanabilmektir. İstanbul'da örneğin en çok yaptığım 2 yolculuk ev-iş (Maslak) arası ve ev-İstiklal Caddesi arası olduğu için Mecidiyeköy'de oturuyordum.

Kiralık daire seçerken en önemli kriterim ise barınma giderimin, net gelirime oranı. Barınma giderinden kastım kira/ev kredisi taksiti, varsa sigorta, aidat gideri, ısınma gideri, elektrik, su, kablo TV ve telefon giderlerinin toplamı. Eğer ev kredisi ödüyorsanız dünyada kabul gören oran net gelirinizin 33%'üdür. Dikkat edin, ideal oran, barınma giderinizin sizin ekonomik gücünüzün üstünde olup olmadığını gösterir, akıllıca olup olmadığını değil. Türkiye'de kredi faizleri yüksek olduğu için gücünüzün üstüne çıkıp kredi ödemesini kisa surede yapmak (ve daha yuksek aylik bedel odemek) daha akıllıca olabilir eğer gelirinizi aniden kaybettiğinizde ne yapacağınıza dair planınız varsa (Türkiye'de bu plan genç çiftler için anne babaya sırtını dayamaktır genelde).

Eğer kirada iseniz, ideal barınma gideri net gelirinizin %25'i ve altıdır. Bu oranın üstünde para harcıyorsanız sizin barınma şekliniz ekonomik gücünüzün üstündedir. Ve ideal oran bu durumda ödediğiniz paranın akıllıca olmadığını da gösterir.

Birkaç kuralı takip ederek şimdiye kadar ödediğim kiranın net gelirimin %25'inin altında kalmasını sağladım. Kiralık yer aramayı aceleye getirmiyorum bu sayede iyi yerlerde ucuz kiralar bulabiliyorum. Bu konuda altın kural araştırma ve bilgidir. Örneğin Çin kültüründe 4 rakamı uğursuzdur. Ayrıca budist gelenekte hortlak önemli bir öğedir (Japon korku filmlerindeki uzun siyah saçlı kız hortlağını hatırlayın) ve bir cinayete kurban giden kişinin hortlağı (inanisa gore) cinayet mahallinde gezer durur. Bu durumda birçok yabancı bilmez ama %70'i Çinli, %60'ı budist olan Singapur'da 4. katta bulunan veya içinde cinayet işlenen evler ucuzdur. 4. katta olup içinde cinayet işlenen evler kelepirdir. Ama Singapur'da pek cinayet işlenmediği için bu evleri bulmak yoğun araştırma gerektirir. Bir de yaşayan insanların ölülerden daha tehlikeli olduğunu kavramış olmak lazım gelir. Istanbul'da ise iyi bir arastirma ile kiyida kosede kalmis mekanlar, evini acil kiralamak zorunda olan evsahipleri bulunabiliyor. Ornegin bir evin kirasi fazla yokusta oldugu icin, cevrede park imkani olmadigi icin dusuk olabiliyor. Arabaniz yoksa ve yokusa spor imkani olarak bakiyorsaniz kira sizin icin cazip oluyor.

Aidat ve ısınma giderini düşük tutmak için ise büyük ve çok daireli apartmanları tercih ediyorum, yıldız şeklindeki binalar idealim (depreme de dayanıklılar). Yazın klima kullanmamak için ise yüksek ve rüzgarlı yerleri tercih ediyorum (ya mekan yüksek olacak ya da daire yüksekte olacak).

Kiraya ödenen oranı azaltmanın en önemli yolu yanlız yaşamamak ya da yanlız yaşadığınız dönemi kısaltmaktır. Eğer evlenmeye niyetiniz varsa evlenin, erkekseniz müstakbel eşinizin de çalışması kriterini ısrarla arayınız. Yok eğer bekarlık sultanlıktır diyorsanız, gelirinizin ve birikiminizin az olduğu genç yaşlarınızda bir ev arkadaşı edinin. Ya da mümkünse maaşa geçer geçmez ailenizin yanında ayrılıp eve çıkmayın. Çalışırken ailesi ile yaşayan ve kira yerine ev kredisi ödeyen arkadaşlarım kendi evlerindeler şu an, ben hala göçebe, kiradan kiraya :) Read More!

Çinliler neden çok tasarruf yapıyor?

vox'da gozume carpti; yakin zamanda yapilan bir arastirma, cin'de tasarruf oranlarinin cok yuksek olmasinin bir sebebinin de, ulkedeki erkek/kadin nufus oraninin dengesizligi olduguna iliskin deliller ortaya koymus.

daha once de sozu edildi. devletin ailelerin sahip olabilecegi cocuk sayisina sinirlama getirmesi ve erkek cocuk isteyen ailelerin kiz cocuklarini kurtajla aldirmalari yuzunden cin'de anormal bir kadin-erkek dengesizligi olusmakta. bugun ulkede her dogan 100 kiz cocuguna karsi, 122 erkek cocuk doguyor; ve bunun bazi sosyal sonuclari da muhakkak olacak. iste, bu calismayi yapan arastirmacilar da bu dengesizligin tasarruf oranlarini arttirdigini savunuyor.

bu iliskinin aciklamasi ise soyle: cin'de kadin/erkek dengesizligi bozuldukca, evlilik cagina gelen erkeklerin es bulmasi zorlasiyor. erkekler arasi rekabetin bir boyutu da maddi. dolayisiyla ogullarini evlendirmek isteyen aileler, onlar icin daha cok para biriktiriyorlar.

yapilan ekonometrik analizler, hanehalki duzeyinde erkek cocuk sahibi ailelerin diger ailelere gore, belirgin olarak daha cok tasarruf yaptigini ortaya koymus. dahasi ailenin yasadigi bolgede kadin/erkek dengesizligi arttikca, erkek cocuk sahiplerinin tasarruflarini arttirdiklari bulunmus.

vox'da ozeti verilen calismanin yer aldigi makalenin tamamina nber'dan ulasilabilir:

wei, shang-jin, and xiaobo zhang, 2009, the competitive saving motive: evidence from rising sex ratios and savings rates in china, nber working paper no. 15093. Read More!

Dogalgaz Zammi ve Al Ya da Ode Anlasmasi

Son uc senedir kislari Turkiye'ye gelmemeyi basariyordum, bu sene bitmeyen yaz'a ara vermek zorunda kaldim, gecen iki hafta Turkiye'ye geldim. Soguga alisirken ilk dikkatimi ceken sey haliyle evin kaloriferi oldu. Bundan 3 sene once, sicaktan dolayi salonda oldukca erotik dolasmam gerekiyordu, merkezi isitma sistemi oyle bir yaniyordu ki bazen ortamin isisini dusurmek icin disarida kar yagarken pencere acmam gerekiyordu. Kendi kalorifer vanalarimi kapasam bile alt, ust ve yan komsularin isisindan dolayi degisen birsey olmuyordu. Bu kis kalorifer tam kivaminda. Merak ettim, bu fazla isinma meselesi apartman toplantisinda her acildiginda "ayol ne diyorsunuz, biz donuyoruz burada" teyzelerinin hakkindan kim gelmis diye. Ogrendim ki doğalgaz zammı gelmis. Doğalgaz fiyatı artmis artmasina ama ardindan gelen zorunlu tasarruf sayesinde ayni evde kalan kardesim benim uc sene once odedigim aidatin aynisini oduyor. 30 daireli apartmanimizin yillarca tek basina carcur ettigi dogalgaz miktari ne kadardi kim bilir.

Ne guzel zorla guzellikle de olsa tasarruf ediyoruz diyecektim ki, internette dolanirken su habere rastladim. 2009'da 40 milyar metrekup dogalgaz tuketimi ongorulmus ama kuresel kriz ve doğalgaz fiyatındaki artisin etkisi ile beklenti 35 milyar metrekupe dusmus. Gerceklesme muhtemelen 31 milyar metrekupte kalacak. Fakat, Turkiye'nin bu yilki dogalgaz tuketimi azaldigi icin al ya da ode hukumlulugu doguyor. Gecen yil Iran'a al ya da ode sarti nedeniyle 704 milyon odemisiz (yapilan anlasmaya gore 6.8 milyar metrekup gaz almamiz gerekiyormus, 4.2 milyar metrekup almisiz), bu sene yukumluluk 2 milyar dolari bulmus! Vatandasda "Dogalgaza yüzde 75 zam yapilmasaydi biz kullansaydik." demis falan filan!

Komünizm nedir    iktisat Nedir  Devlet Üniversiteleri  Eğitim Nedir  Dejavu Nedir  Bilgi Nedir  Wifi Nedir    Teknoloji Nedir

"Al ya da ode" (ingilizce kaynaklarda genelde take-or-pay olarak geciyor) sarti Turkiye'ye ozel degil. Enerji piyasasi serbestlesememis bircok Avrupa ulkesinin gaz kontratinda bu sart var. Ama bildigim kadariyla enerji piyasasi daha serbest olan Amerika ve Ingiltere bu tur anlasmalara girmiyor.

Dusunsenize, siz dogalgazdan tasarruf etseniz bile bu tasarrufunuzu dogalgaz ureticisi sirkete veriyorsunuz. Hem de karsiliginda birsey almadan. Botas devlet kurulusu oldugu icin bu parayi bilin bakalim kim odeyecek?

Bu yazi Ekonomi Turk sitesinde yayinlanmistir.
Read More!

Tasarruflarımız nereye gidiyor?

Bugünkü yazımı blogumdan okuyabilirsiniz.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Bilgisayar Nedir Read More!

Kişisel Finans Kararları

Uzun zamandır yazmıyordum. Sıkıntılı bir dönemden geçiyorum ama bu önemli değil. Kendimle ara sıra kavga edip, sorgularım. Sonra bir karar verir ve rahatlamanın etkisiyle kendimle barışırım. Endişe edecek bir durum yok yani...

Faizler düşüyor ve eğer değerlendireceğiniz bir miktar paranız varsa karar vermek zorlaşıyor. Yazının devamında portföyümün dağılımından ve almayı planladığım bir karardan bahsedeceğim. Öneri, uyarı ve yol gösteren yorumları beklerim.
Kendi blogumda yazdığım bazı yazılarda 1999'da birikimli hayat sigortası yaptırdığımdan bahsetmiştim. Kötü bir yatırımdı ama yine de 10 yılı doldurunca elime biraz para geçti.
Şimdi bu parayı ne yapacağım konusunda bir karar vermem lazım.

Normalde birikimim şu şekilde dağılıyor: %10 Hisse Senedi, %25 Tahvil, Bono ve %65 Mevduat. Mevduat faizleri de Tahvil, Bono faizleri de yere yapıştı. 2012 dönüşlü 6 ayda bir kupon ödemeli TÜFE'ye endeksli bonoyu Ekonomix daha evvel defalarca önerdi. Zaten elimdeki bonolar da bundan. (BES dağılımım ise %30 Kamu Borçlanma Araçları, %70 Esnek Fon)

Altın Yorumları    UNESCO Nedir    Sosyalizm Nedir  Forex Nedir    Fraktallar  Altın Oran Nedir

Elime geçen parayı da bu TÜFE'ye endeksli bonoya yatırmayı düşünüyorum ama iki konuda yeteri kadar bilgim yok: 1) Devletin açıkladığı TÜFE rakamına güvenmiyorum, bana sorarsanız 2-3 puan iskontolu açıklıyorlar. 2) 6 ayda bir kupon ödemeli bonoyu almanın en iyi zamanı nedir? Bir şekilde fiyatı değişip duruyor. Bu ayın 18'inde kupon ödemesi var. O nedenle herhalde o tarihten sonra almak lazım değil mi? Yoksa fark etmez mi?

Biri şu kuponlu tahvil konusunu ilkokul çocuğuna anlatır şekilde anlatabilir mi? Buna bir türlü kafam basmıyor...

Şimdi biliyorum bazı yorumcular şu zamanda herkes endişe içinde sen yatırım konusunda mızmızlanıyorsun tadında yazılar yazacaklar ama dikkatli ve tutumlu biri olmak da, gelecek endişesi taşımak da kabahat değil. Kazanmak da biriktirmek de zor, hal böyleyken hatalı bir yatırım yapmak istemiyorum. Baştan söyleyeyim de...
Read More!

2009'un zorluklarıyla başetmek...

Eskiden yaklaşan yeni yıl beni heyecanlandırır, mutlu ederdi. 40'ı geçtikten sonra yeni yıllar eskisi kadar keyifli gelmiyor doğrusu...

2009 finansal açıdan zorlu bir yıl olacağa benziyor. Çoğumuz enflasyon zammı bile alamayacağız. Bir kısmımız ise belki işini kaybedecek. Bu yıl kemerleri biraz daha sıkmalıyız. Eskaza ücret artışı alırsanız, almamış gibi davranmaya çalışın ve bu parayı birikiminize katın.

Eğer işinizi kaybetme riskiniz varsa, şimdiden alternatif işlere bakmaya başlayın. Özgeçmişinizi gözden geçirip, güncelleyin. İş yerinizde her zamankinden daha fazla çalışın. Endişe içinde çalışma arkadaşlarınızla dedikodu yapıp, teoriler üretmek yerine her zamankinden daha çok ve iyi iş çıkartmaya bakın.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

Ailenizle önümüzdeki dönemin zorlukları hakkında açıkça konuşun. Eşiniz ve çocuklarınız da ekonomik durum ve işyerinizdeki sorunlar hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olsunlar. Endişelerinizi paylaşmazsanız ve herşeyi kendi içinizde yaşarsanız, hem stres yüzünden evdekilerle ilişkileriniz gerginleşir hem de onlar ne olduğunu anlamadıkları zaman daha fazla endişe ve telaşa kapılabilirler. Bu yıl para konusunda her zamankinden daha dikkatli olmanız gerektiğini aileniz de bilsin.

Şimdi neredeyse okul çağındaki her çocuk ya özel ders alıyor, ya dersaneye gidiyor ve de en az iki hobi ile uğraşıyor. Bir arkadaşım Cumartesi günü çocuğunu kurstan dersaneye, Pazar günü de kurstan piyano dersine götürüyor. Çocukların iyi bir eğitim almasını sağlamak her ailenin boynunun borcu. Maddi durumunuz elverdiği ölçüde çocuklarınıza çarpık eğitim sisteminin sağlayamadığı eğitimi alternatif yollardan sağlamaya çalışmanız son derece anlaşılabilir birşey. Buna mukabil, piyano dersleri, basketbol, yüzme, dans, bale vs. bence biraz opsiyonel. Çocuğunuz profesyonel bir sporcu ya da dansçı olacak kadar iyiyse, sözüm yok ama bu aktiviteleri gözden geçirmek ve belki de maddi imkanlar gözönüne alınarak ara vermek düşünülebilir.

Bu kriz evde daha fazla vakit geçirmek ve bir aile olarak yakınlaşmak için de iyi bir fırsat olabilir. Birlikte puzzle yapmak, çeşitli oyunlar oynamak, yemek pişirmek ya da hobilerle uğraşmak hem sizi birbirinize yaklaştırır, hem de anlamlı vakit geçirmenizi sağlar. Birçok ailede aile üyesi sayısı kadar TV var ve herkes kendi odasına kapanıp vakit geçiriyor. TV izleme süresini sadece çocuklara değil, büyüklere de kısıtlamak lazım. Benim bu yılki hedeflerimden biri de haftada en az 1 gün TV'yi hiç açmamak.

Belki karamsar bir yazı oldu ama tedbir almak ve hazırlıklı olmak sonradan sıkıntı çekmekten iyidir. Bir sonraki yazımda da yeni yıl hedeflerimi paylaşacağım.

(Bu yazım kendi blogumda da aynen yer almaktadır) Read More!

Tasarrufların Ne Kadarı Borsaya Yatırılmalı?

Bu yazida tasarrufların ne kadarı borsaya yatırılmalı sorusuna cevap verecegiz. Geçtiğimiz haftalarda kağıt topladığımı yazmıştım. Bu davranışımı rasyonel bulmayanlar var o nedenle bir izahattte bulunmanın yerinde olduğunu düşünüyorum.
Tarihe baktığımızda ekonomiler inişli çıkışlı seyirler izliyor. Yani kötüye gitmeye başlayan bir ekonomi, sürekli olarak daha da kötüye gitmiyor (bazı Afrika ülkeleri hariç ama onların durumları çok farklı).

Temel olarak insanların ucuzken almak, pahalıyken satmak gibi bir felsefesi oluyor ki bence bu bir çeşit spekülasyon. Dolayısıyle de, riski fazla zira kimse dip noktalarını da, tepe noktalarını da kolay kolay yakalayamaz.

Öncelikle Borsa (Borsa Yorumları) yatırımlarını uzun vadeli birikim paranızın içinde düşünmelisiniz. 1 yıllık geçinme paranızı yani acil durum fonununuzu biriktirinceye kadar Borsa’dan uzak durun. Bu parayı kenara koyduktan sonra emekliliğinize ne kadar kaldığına bir bakın. Bu süre 4-5 yıl gibi bir süreyse, Borsa’dan yine uzak durun (bu durumun tek istisnası, emeklilik için biriktirmeniz gereken paranın çok üstünde birikiminizin olmasıdır. O zaman yine uzun vadeye bakabilirsiniz).

Diyelim ki emekliliğe 15-25 yıl veya daha fazla zamanınız var. Bu durumda riske ne kadar tahammülünüz var bunu değerlendirmeniz gerek. Eğer yüreğiniz ağzınızda her gün emeklilik biriminize bakacaksanız, Borsa’yı düşünmeyin ya da sembolik bir miktarı buna ayırın. Ama, “cool” biriyseniz ve yaptığınız yatırımın uzun vadeli olduğunu düşünmeyi sürdürebileceğinize, paniğe kapılmayacağınıza güveniyorsanız, portföyünüzün %30 kadarını Borsa, kalanı da HB/DT ve Mevduat olarak oluşturabilirsiniz.

What is Insider Trading Anomaly
Recent Academic Studies on Insider Trading
How to Profit Legally From Illegal Insider Trading
Insider Trading in Netherlands
Insider Trading Returns
Inside Information About the Massive Insider Trading Probe
Definition of Insider Trading
Is Insider Trading Legal?
How Insiders Use Private Information and Don’t Get Caught?
SEC Regulation on Insider Trading: Section 10b

6 ayda veya senede bir birikimlerinize ayar yapmanız gerek. Diyelim ki, %30 Borsa, %40 HB/DT, %30 Mevduat dağılımınız vardı, buna 6 ay sonra baktığınızda oranlar %20 Borsa, %45 HB/DT, %35 Mevduat haline gelmişse, yani Borsa düşmüşse, oranlarınızı yeniden eski haline getirdiğinizde iskontolu hisse senetleri satınalmış olursunuz.

Daha sonra baktığınızda Borsa %40 seviyesine gelmişse, bunu yeniden %30 seviyesine çektiğinizde de kar realize etmiş olursunuz. Emekliliğe yaklaştıkça Borsa’nın ağırlığını azaltıp, az riskli sulara çekilebilirsiniz.

Burada bahsettiğim şey düzenli olarak emeklilik için tasarruf yapan rasyonel bir kişinin davranış biçimi. Tasarruflarınızı bozup, otomobil yenilemeye veya 100bilmemkaç ekran Plazma TV almaya kalkışacaksanız zaten hiç konuşmayalım derim. Elbette otomobil de yenileyeceksiniz, TV de alacaksınız ama bunun için emeklilik tasarrufunuzdan para almamalısınız. Bu tip harcamaları ayrıca bütçeleyip, onlar için ayrıca para biriktirmelisiniz. Eğer hem emeklilik tasarrufu yapmaya hem de bunlara param yetmiyor diyorsanız, hangisinden vazgeçeceğiniz sizin bileceğiniz iş zira ilerleyen yaşlarda ne durumda olmak istediğiniz size kalmış. Günümüzde insanlar maddi durumları ne olursa olsun herşeye sahip olmak istiyorlar. “Benim gücüm otomobil sahibi olmaya yetmez” ya da “Ben yurtdışı seyahat yapacak kadar kazanmıyorum” demiyorlar. Onun yerine gırtlağa kadar borca giriyorlar. Sonrası cinnet geçirip ailesini doğrayan, intihar eden insanlar ya da dağılan evlilikler.

Geliri ne olursa olsun bir kişi aylık kazancının %5-10’luk kısmını tasarruf edebilir. 23 yaşında hayata yeni atılan biri zaten 60 yaşından evvel emekli olamayacak. Bir insan 37 yıl boyunca emekliliği için düzenli tasarruf ederse, sırtı yere gelmez.


Bu konu ile diger alakali bir yazi ise Borsa Nasıl Oynanır? En Sağlam Tüyolar baslikli yazimizdir. Read More!

Finansal Kriz Zamaninda ne yapmak gerek?

Bugünlerde herkese varsa borçlarını kapatmaya çalışmalarını, masrafları kısıp, kenara bir miktar para ayırmaya çalışmalarını söyleyip duruyorum.
Özel sektörde çalışan kimsenin iş garantisi yok. Krizin önce reel sektörü vuracağı söyleniyor. Birçok kişinin işi şu sıra sallantıda olabilir. Fakat etrafa bakıyorum ve inanılmayacak işlerle karşılaşıyorum. Mesela tanıdığım birkaç kişi yükseliyor diye dolar almış, bir diğeri daha sonra belki imkan olmaz, kriz mriz var diye cep telefonunu yenilemiş, birçoğu ise bu kriz sanki uzayda yaşanıyormuş gibi duruma ilgisiz vaziyetteler. Eminim düştüğü için hisse senedi (hisse senedi nedir?) satıp, zararı realize edenler de az değildir. Ya bende bir anormallik var ki, olabilir kabul ediyorum, ne de olsa uzaylıyım, ya da insanlar tuhaf bir psikoloji içindeler.

Bence zaman şu soruların yanıtını aramanın zamanı:

Allah korusun işinizi kaybedersiniz birikimleriniz ile ne kadar dayanabilirsiniz?

Alternatif bir gelir kaynağı yaratabilir misiniz?

Ailenizin, özellikle ebeveynlerinizin ve kardeşlerinizin maddi durumu konusunda rahat mısınız? Yoksa yetişkin insanlar olarak bazıları ile konuşulmasına ve onlara yol gösterilmesine ihtiyaç var mı?

Tasarruflarınız güvencede mi?

Hangi masrafları kısabileceğinizi düşündünüz mü?

Durumunuz uygunsa kimlere yardım edebilirsiniz? (Böyle zamanlar tassarufun ve dayanışmanın artması gereken zamanlar bence).

Sağlığınızı korumak için tedbir alıyor musunuz?

Depresyona girmeden bu zamanı atlatabilmek için para harcamanızı gerektirmeyen hobileriniz var mı?

Eğlence masraflarını kısmak gerekecek ama bunun ailenizle daha kaliteli zaman geçirmek için bir fırsata dönüştürülebileceğinin farkında mısınız? Read More!

Emeklilik ya da 21. Yüzyılın Havuz Problemi

Bu emeklilik konusunda ne kadar takıntılı olduğumu bilen bilir. Bugün Yılmaz Özdil tarzı bir yazı hazırlayayım bu konuda dedim ama onunki gibi kısa ve öz (tesadüfe bak adamın soyadı Özdil ya!)olmadı:



1949: Büyükbabam devlete 15 yıl hizmet sonrası vefat eder, Babaannem 2003 yılında vefat edene kadar devletten dul maaşı alır.

1972: Dedem (annemin babası) emekli olur, aldığı emekli ikramiyesiyle sahip olduğu bir arsanın üzerine müstakil ev yaptırır.

1993: Babam emekli olur, 30 yıllık hizmet sonrası eline geçen ikramiye ile 50 metrekarelik bir yazlık satın alır.

1997: Annem emekli olur, aldığı emekli ikramiyesi gayrimenkul sahibi olacak miktarda değildir. Parayı bankaya koyar.

Borsa Nasıl Oynanır  inovasyon nedir    Borsa Yorumları    Petrol Fiyatları    Standart Sapma

2012: T’Pol 24 yılda emekliliğe hak kazanacak ama emekli olamayacaktır. Zira kendisine bağlanacak 1276,43 YTL’nin her yıl sadece enflasyon oranında zamlanacağının ve ülkenin büyümesinden pay alamayağı için emekli maaşının kuşa döneceğinin bilincindedir. Ayrıca zırt pırt iş değiştirdiği için emekli ikramiyesi de sözkonusu değildir.

Bilmem anlatabildim mi? SGK konusunda deniz bitmiş, sistem batmıştır. 2010’lu yıllardan sonra devletin o zamanki emeklilerine maaş ödeyip, ödeyemeyeceği bile meçhuldür. Buna mukabil tıp ilerlemekte ve yaşam beklentimiz artmaktadır.

Okullarda bir musluktan dolup öbüründen boşalan havuz gibi farazi bir konuda problem sormaktansa, havuz problemlerini, emeklilik problemine çevirip sorsalar, hiç olmazsa 3-5 çocuk konuya uyanır da belki hayatlarını kurtarırlar.

Yeni havuz problemi şöyle birşey olmalı bence:

Babanız 60 yaşında yani 2020 yılında emekli olduğunda SGK’nın bağlayacağı maaş 1200 YTL’dir. babanız rahat yaşamak için ayda 2500 YTL’ye ihtiyacı olacağını düşünmektedir ve yaşam beklentisi 90’dır. Ailenizin şu an mevcut tasarrufu 25,000 YTL, mevcut geliri ise ayda (haydi kolaylık olsun) 4000 YTL net sabit ücrettir. Babanızın 60 yaşında emekli olabilmesi için ne kadar birikime ihtiyacı vardır? (Enflasyon sabit %10, banka faiz getirisi sabit %14 (net) olarak alınabilir).

Read More!

Bakış Açısı Farkı (Cari Açık): Ege Cansen&Mehmet Altan

Ege Cansen “Cari açık sistemiktir” diye başlığını bile anlamadıgim ve butununde de anlamsız buldugum bir yazı yazmış. Cansen, “Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek, "Cari açık, IMF’nin bize uygulayın dediği para politikasının bir sonucudur" dedi. Bakan Şimşek’in bu tespiti yüzde yüz doğrudur. Enflasyonla mücadele için Türk Lirası’nın faizi (sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ortamda) yüksek tutulunca şirketler ve bankalar, yurt dışından ucuz dövizle borçlanmakta, yabancılar da TL’li mali varlıklara yatırım yapmaktadır. Bu yüzden döviz arzı artmakta, arzı artan dövizin fiyatı düşmekte ve cari açık oluşmaktadır. Ekonomimizi kırılgan hale getiren "yüksek faiz-düşük kur" kısır döngüsü işte budur. Bakanın sözlerine niye itiraz edildi anlamadım” diyor. Onun Bakış Açısı bu…

Mehmet Altan’da “Kriz Kapıda mı” isimli yazısında Mehmet Altan’ın sözlerini yorumluyor, yazıdan bazı alıntılar: Bakan, Türkiye’nin birçok yapısal sorunu bulunduğunu, ancak bunlardan en önemlisinin ‘tasarruf açığı’ olduğunu söylüyor...Mehmet Şimşek, ‘tasarruf eksiğinin’ kendini:

-Yüksek cari açık,

-Ve yüksek faiz olarak gösterdiğini söylüyor...

Cari açık sorunun temelinde enerji ithalatı olduğunu, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlığını azaltmak için özel sektörün önünü açan yasal düzenlemeler yaptıklarını belirten Şimşek, yasal düzenlemelerin tamamlandığını, bu konuda hareketlenmenin başladığını, 3-5 yıllık vadede enerji yatırımlarının meyvelerini vereceğini kaydetmekte...

Hükümetin faiz ve kur konusunda bir politikası olmasının mümkün olmadığını, ülkeye sermaye giriş çıkışının serbest olduğunu, Merkez Bankası’nın da faizleri piyasa koşullarına göre belirlediğini vurgulayan Şimşek: ‘Fiiliyatta düşük kur var, çünkü ülkeye para giriyor. Yüksek faiz var, çünkü ülkenin riski yüksek. Borçlanması hala yüksek, sosyal güvenlik açığı yüksek, arada sırada siyasi kazalar oluyor’ demekte...

Yazı bu kadar, zaten başka söze de gerek yok!
Read More!

Farazi Yatirim Sorusu

Farzedelim ki bir okurumuz soyle bir email atmis olsun.

saygılarımla...
sizin ekonomi blogunuzu tesadüfen internette gezerken rastladım.ekonomi ile ilgili çok güzel tahminlerde bulunduğunuz için sizi tebrik ederim ne de olsa bu işin uzmanısınız.size daha önce bir mail attım ama her halde ulaşmadı.kendim eğitimciyim.4 yaşında özürlü bir çocugum var.onun için bir şeyler yapmak istiyorum.ola ki biz bir gün bu dünyadan göçtügümüz zaman ortada kalmasından korkuyorum.kıt kanaat arttırdığımız bir kaç kuruş nasıl değerlendirelim.cocuk 20 25 yaşına gelince eline bir kaç kuruş geçsin.
cevap yazarsanız sevinirim...

Bu durumda ben de su farazi cevabi yazardim:

Ben ne yapardim onu soyleyeyim, siz ne yapacaginiza kendiniz karar verin. Birincisi kendime ve esime hayat sigortasi yaptirirdim, boylece ani bir olum durumunda kimse acikta kalmazdi. Ikincisi tasarruflarimin %75'ini enflasyona endeksli bonolarda (bunlar en son %11+ enflasyon kadar getiri sagliyordu) %20'sini banka hisselerinden yaptigim bir sepette, geri kalanini da kisa vadeli faizde degerlendirdim.
Read More!

Kredi Karti ve Para Biriktirmek

Turk televizyonlarini seyretmedigimden bilmiyorum ama Finansbank yeni bir kredi karti piyasaya surmus, nakit cekerseniz aylik sadece %3 faiz oduyormussunuz. Yani baska bir ifadeyle senelik %42.6'lik bir faiz. Diger bankalar ise aylik %5 civarinda, senelik %80'e yaklasan faiz uyguluyorlarmis.

Bana sorarsaniz bu faiz oranlariyla kredi kartindan nakit cekmek delilik, ister aylik %3, ister %5 faiz odeyin. Ustune ustluk kredi karti borcunu her ayin sonunda kapatmamak da delilik. Onlarin faizleri daha dusuk olmasina ragmen.

Ama bu yuksek faiz oranlarina bakarak bankalari suclamak yanlis. Tuketicilerin davranislarinda (belli kosullar altinda) ozgur birakilmalarini ve davranislarinin sorumlulugunu kendilerinin cekmesi gerektigini her firsatta belirtiyorum. Gerizekalinin birisi gidip aylik %5 faizle borclaniyorsa suclu kendisidir. Sonra cikip kendisini vuruyorsa suclu yine kendisidir. Bu ulke cok buyuk yokluklardan buralara geldi; simdi yoksul dedigimiz kisiler 100 yil oncesinin zenginlerinden daha zenginler. (Bana gecim zorlugunu bahane olarak getirmeyin) Problem insanlarin tuketim ve tasarruf konusunda dogru karari vermemelerinden, harcamalar konusunda birbirleriyle sidik yaristirmalarindan kaynaklaniyor.

Borc parayla tuketim yapmak cogu durumda salakliktir. Borc para kullanarak yatirim yapabilirsiniz, veya gelecekte gelirinizde buyuk artislar bekliyorsaniz borc para kullanmaniz belki mantikli olabilir ama cok dikkatli olmaniz gerekir.

Yapmaniz gereken aylik kazancinizin %30-40 gibi bir miktarini yatirimlara harcamak, geri kalan kismini tuketmektir. Mesela sigara ve icki icmek, cep telefonu kullanmak, otomobil almak bir tuketimdir, cocugunuzun egitimi icin para harcamaniz bir yatirimdir. Aklinizi kullanin, tasarruflarinizi bankaya yatirdiginiz zaman aylik %1.5 faiz bile kazanamiyorsunuz, borclanirken %3-5 faiz odemeyin. Borc alan degil, tasarruf yaparak borc veren olun.

Haa, ben size bunlari soyluyorum ama yine de ortalikta milyonlarca gerizekalinin dolastigini biliyorum. O yuzden de banka hisselerini cok seviyorum!!
Read More!

Tasarruf Orani

2006 yilinda Turkiye'deki tasarruf orani %16 imis. Bu rakamin Cin'de %40 civarlarinda seyrettigini belirtmemize gerek yoktur umarim. Eskiden Tugrul bu konularda yazardi, tasarrufla buyume arasinda bir iliski oldugunu falan ifade ederdi. Daha hizli buyumek istiyorsak disaridan tasarruf ithal etmek zorundayiz derdi. Disaridan ithal edilen tasarrufa da cari acik dendigini falan soylerdi.

Cok uzun ugraslardan sonra 2007'deki tasarruf oranimiz %17'e yukselmis. Tahmini bir rakam bu tabii ki. Yine de isaret ettigi cok onemli bir nokta var. Tasarruf orani reel faizlere cok da duyarli degil gibi gorunuyor. 2006 yilinda reel faizler %6-7 civarinda seyrediyordu, 2007'de bu rakam %10'a yukseldi. Neticede tasarruf oranimiz yerinde saymis. Turkiye'deki "devlet nasil olsa yaslandigimizda bize bakar" dusuncesinin insanlari para biriktirmemek konusunda etkiledigi hipotezini de one surebiliriz. Cin'de mesela dogru durust bir sosyal guvenlik sistemi olmadigi icin adamlar kendi paralarini kendileri biriktiriyor. Tam doktoralik calisma konusu.
Read More!