merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Merkez Bankası, Döviz Kuru, Süleyman Yaşar


Vaktim çok az. O yüzden kusura bakmayın yazı biraz kısa olacak. An itibariyle TCMB döviz kuru alış 1.8619 , satış 1,8709.  Dolar son 6 ayda USD %16’ ya yakın değer kazandı. Dikkat ettim, Süleyman Yaşar yani içsel büyümeyi bilmeyen yazar, son zamanlarda yazdığı her yazıda merkez bankasını, yüksek faiz-düşük kur politikasını sona erdirdiği için tebrik ederken döviz kurunun yükselmesi ile cari açığın azalacağını iddia ediyor. Benim bir sorum olacak, cahilliğimi bağılayın ama cari açığın büyük bir bölümü enerji ithalatından kaynaklanıyorsa döviz kurunun yükselmesi bunu ne şekilde düşürecektir? Bu enerji fiyatlarını fırlatmayacak mıdır? Bu konuda bilgim olmadığı için yorumu es geçiyorum.

Gelelim Merkez Bankasına, döviz kurunun yükselmesinin ihracatı artırıcı etkisinden çok ben ülkemizin rekabetçi yapısının değişmesi, yeni pazarlara açılması ile ihracatın arttığını düşünüyorum. Çünkü euro kriziyle birlikte artık gelişmekte olan ülkeler birbirleriyle ticareti arttırdı ama bu kesin değildir şu sınavlar bitsin vaktim olunca bunu araştıracağım. Nerede kalmıştık he döviz kurundaki artışla birlikte ithal malların fiyatları artıyor bu biiir. İkincisi döviz kurundaki artışın ihracatı artırıcı etkisi var. Burada bilmemiz gereken bir şey varsa ihracat bir ülkedeki malların fiyatını arttırır. Bunu da bir ara size grafikle açıklayacağım. Peki Merkez Bankası ne yapacak? Hem de %5 enflasyon hedefi koymuşken...
Read More!

Merkez Bankasının Faiz Kararı Yorumu

Merkez Bankasının faiz kararı hakkında yorum soran bir okuyucumuz için yazıyorum bu yazıyı. Ekonomi Türk blogunu junk yazılarla doldurmaya başladığımızdan beri bizi takip eden ciddi okuyucuların sayısı azaldı. Türkiye’de insanlar kaliteli yorumlara para vermek istemiyorlar, biz de sizlere junk yazı okutarak bedel ödetme yolunu seçiyoruz. Yine de ödediğiniz bedel fazla değil. Nedeni de şimdiki gibi zamanlar.

Türkiye’de doğru dürüst ekonomi yorumu yapabilen çok az insan var. Hürriyet Boğaziçi üniversitesinde ekonomi profesörü Burak Saltoğlu’nun görüşlerini almış, Saltoğlu şunları söylüyor:

“Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararı beklenmedik bir hamle. Diğer önlemler yerine neden doğrudan faiz indirim kararı ile başladığını ben tam olarak anlayamadım. Kimsenin yüzde 6.25 olan politika faizinden şimdilik bir şikayeti yoktu ve diğer hamlelerden önce bu adım beklenti dahilinde değildi.

"Nihayetinde Avrupa ya da Asya'dan gelecek ilk şok likidite tarafından olacaktır ve bunu da karşılayacak ara finansal araçlar var. Bu nedenle faiz indirimi aşamasına yavaş yavaş gidilebilirdi. Ama Merkez'in burada büyük bir kriz kaygısı olabilir. Eğer öyleyse bunun da nedenlerinin iyi açıklanması, altının iyi doldurulması gerekiyor.”

Türkiye’de yaşayan bir ekonomi profesörü Türk ekonomisinden nasıl bu kadar kopuk olur anlamakta güçlük çekiyorum açıkçası. Ben Amerika’dan günde sadece 10 dakika ayırarak Türkiye ekonomisinin durumunu çok iyi görebiliyorum. Her şey kabak gibi meydanda. Turkishtime’ın Temmuz sayısında Türkiye’deki resesyon riskinin çok yükseldiğini söyleyen bir yazı yazmıştım. Turkishtime’in Ağustos sayısında ise Türkiye’nin resesyona gireceği yönünde gayet açık şartsız şurtsuz dansöz gibi kıvırmadan bir tahmin yapmış ve nedenlerini açıklamıştım. Dergiye 3-5 lira para vermemek için insanlar satın almıyor anlaşılan. Neyse ben yine bedavadan buradan size aydınlatayım.

Merkez Bankasının faiz indirme kararı beklenmedik bir karar değil. Türkiye ekonomisi yurtdışındaki gelişmeler olmasa dahi resesyona girecek bir patikada idi. Mart sonundan bu yana aldıkları yanlış zorunlu karşılık arttırma kararları piyasadaki kredi faizlerini kelimenin tam anlamıyla uçurdu ve ekonominin durma – hatta gerileme- noktasına gelmesine neden oldu. Tabii eblek gibi TÜİK’in açıkladığı ve büyümeyi bir yıl öncesiyle karşılaştırarak hesaplayan %11’lik istatistiklere bakarsanız bunun farkına varamayabilirsiniz. Tekrar açık ve net bir şekilde söyleyeyim. Türkiye ekonomisi şu an küçülmüyorsa ekonomik büyümesi sıfır seviyesinin çok uzağında değildir.

Bunun üzerine bir de yurtdışından gelen kötü haberler var. Amerikan ekonomisi bu hafta üç kötü haber açıkladı. Iflas krizinden bahsetmiyorum. Imalat sanayi küçülme noktasına geldi, tüketici harcamaları 2009’dan bu yana ilk kez eksi büyüme kaydetti ve hizmet sektörü de beklenenlerin altında büyüyor. Amerikan borsası boşuna düşmüyor yani. Avrupa’nın durumu ise daha kötü görünüyor. Problemlerini çözmek yerine ha bire erteleyip duruyorlar. Oradaki riskler daha büyük görünüyor.

Dışarıdaki gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerinde olumsuz etkilerinin olması beklenmedik bir şey değil. Benim de durduk yere resesyon tahmini yapan biri olmadığımı biliyorsunuz. Piyasadaki oyuncular da salak değil. Zaten ucuz olan borsa 2011 yılında daha da düştü. Parası olan adam ekonominin nereye gittiğini parası olmayan ekonomi profesörlerinden daha iyi görebiliyor galiba.

Vaktim bitti. Merkez Bankasının faiz kararinin ekonomiyi resesyon patikasından çıkarıp çıkaramayacağını, yeni faiz azaltımına gidip gitmeyeceklerini, borsanın bundan nasıl etkileneceğini daha sonra vakit bulduğumda yazarım. En güncel yorumlarıma Turkishtime dergisinden ulaşabileceğinizi de belirtmek isterim. Bazı konuları ancak orada tartıştıktan sonra burada yazmayı daha uygun görüyorum. Parayı veren düdüğü çalar.

Bu yazi Insider Monkey sitesinin sponsorlugunda yazilmistir. Insider Monkey sitesine websitenizden link verirseniz, biz de size Ekonomi Turk sitesinden link veririz. Websitesi olanlara duyurulur. Read More!

KURTAR BENİ ALMANYA

Merhaba,
Avrupa gerekli önlemleri almak için dört bir koldan çalışmalar yürütüyor. En başta kurtarıcı ülke olan Almanya'yı ikna etmek gerekiyor eğer Almanya ikna olmadığı takdirde herhangi bir planı işleme koymak gibi şansları yok  ve bugün AB liderleri Brüksel de bir araya gelip tüm olası kurtarma senaryolarını tartışacağa benziyorlar. Şuan görünen 4 tane senaryo var;
1:Yunanistan ve diğer borçlu ülkeler kendi tahvillerini kurtarma fonundan gelen paralarla emisyon fiyatının altındaki piyasa fiyatından alıp ağır borç yükünden kurtulmayı planlıyorlar, ama böyle bir durum olursa derecelendirme kuruluşları bu durumu temerrüt sayacaklarını daha önce belirtmişlerdi. Çünkü başkasının parasıyla kendi borcunu satın almak piyasayı kandırmak anlamına geliyor ve Avrupa'da ki riski azaltmak yerine riskin dağıtılması , el değiştirmesi gibi bir şey oluyor.
2. Euro bölge hazinelerinin ortak tahvil çıkarılması öneriliyor, ama bu duruma mali durumu iyi olan en başta Almanya olmak üzere diğer ülkeler karşı çıkıyor. Çünkü eğer böyle bir durum olursa şuan ödedikleri faizlerden daha fazla faiz ödemek zorunda kalacaklar.
3. Bu öneri ise  Avrupa Merkez bankasının elindeki vadesi yaklaşan riskli tahvilleri bir BAD BANK oluşturup oraya aktararak Merkez Bankasının işlevlerini daha rahat görmesini sağlamak. Ama bazı Avrupa ülkeleri bu kurtarma tipinin hem çok maliyetli olduğunu, hemde borçlu Avrupa ülkelerini rahatlatıp önlemlerini gevşeteceğini düşünüyorlar.
4. Son olarak; Avrupa Merkez Bankasından sonra Avrupa Maliye Bakanlığı kuralım önerisi var. Bu çok uzak ihtimal, geçen yazımda da belirttiğim gibi ; her ülke farklı bir finansal durumda iken hangi ülkeye göre hangi politikayı uygulayacaksın.  Bence en uygulanabilir plan 3. plan ama bugünkü sonuç çıktıktan sonra herşey dahada netleşecek.

cuma görüşmek üzere Read More!

Merkez Bankasi Faiz İndirimi Doğru Karar mı?

Ben Merkez Bankasinin faiz indirim karari hakkindaki yorumlarimi Ekonomi Turk 2 blogunda yapmistim, sizlere Bloomberg'in yolladigi tanitim mesajini aktarayim onunla idare edin.

Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararı, yabancı yatırım bankaları tarafından "riskli bir adım" olarak karşılanırken, bankaların "enflasyon" vurgusu dikkat çekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın politika faizi olan bir haftalık repo faizini 50 baz puan indirerek, yüzde 7'den, yüzde 6.5 seviyesine çekmesi sürpriz olmadı. Bunda en büyük etki, hafta başında Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı'nın, faiz indirim sinyali vermesiydi.

Bloomberg HT'ye konuşan HSBC Bankası Stratejisti Fatih Keresteci, Fortis Bank Başekonomisti Haluk Bürümcekçi ve Morgan Stanley Başekonomisti Tevfik Aksoy, Merkez Bankası'nın faiz indirimi ve ardından sabah saatlerinde alınan zorunlu karşılık tabanlarının artırılması konusunda görüş bildirdiler.


FATİH KERESTECİ: Piyasa, indirimi 25–30 baz puan olarak algılayacaktır

HSBC Stratejisti Fatih Keresteci, Merkez Bankası'nın kararının piyasalarda nasıl algılandığını yorumladı. Fatih Keresteci, TCMB'nin zorunlu karşılıkların kapsamını genişletmesine ilişkin, bunun bankaların İMKB’de yaptığı repo işlemlerini kapsadığını vurgulayarak, "buradan elde edilen fonlamanın bir kısmı nedeniyle ortaya maliyet çıkacağını", bunun da bono faizlerine yansıyacağını öngördü. 50 baz puanlık faiz indiriminin olumlu bir işaret olduğunu söyleyen Keresteci, "ancak reponun kapsama dahil edilmesi sebebiyle, piyasalarda bu indirimin 50 baz puan yerine, 25–30 baz puan olarak algılanacağına" dikkat çekti.



TEVFİK AKSOY: "Bu karar daha çok parasal gevşemeye benziyor"

Morgan Stanley Başekonomisti Tevfik Aksoy, Financial Times gibi kararı "alışılmadık bir hamle" olarak gördüğünü belirterek, piyasanın bu kararı zaten bekliyor olduğunu hatırlattı.

Tevfik Aksoy gördüğü en büyük riski ise şöyle ifade etti: "Merkez Bankası'nın kararı; kurun değerlenmesi engellenir, bir taraftan da diğer alınan önlemlerle kredilerdeki genişlemenin hızı azaltılabilirse ve dışarda oluşabilecek risklere karşı Türk Lirası korunaklı hâle getirilebilirse, başarılı olur. Ancak tam tersi olur ve ithalat-ihracat dengesine kötü etki ederse, o zaman başarısız olur ve banka geriye dönük hareketler yapmak durumunda kalır. Ve Merkez Bankası geri adım atmak zorunda kalırsa, 50 baz puan indirimin de üstüne çıkmak zorunda kalabilir."

Morgan Stanley Başekonomisti, indirim ve munzam karşılık tabanıyla ilgili bu kararın sıkılaştırma politikasından öte, parasal gevşeme olarak yansıyabileceğine dikkat çekti.

Tevfik Aksoy, Türk Lirası'nın korunaklı olması ve kurun yılın başında yeniden değerlenmeye başlaması halinde, para politikası kurulunun yeniden bir hamle yapmasının gerekeceğini vurguladı.


HALUK BÜRÜMCEKÇİ: Repo piyasasında en büyük ağırlık yatırım fonlarında

Faiz indirim kararından daha çok Merkez Bankası'nın sabah saatlerinde aldığı zorunlu karşılıkların tabanının genişletilmesi ve vadelere göre ayrılması konusuna değinen Fortis Başekonomisti Bürümcekçi ise, repo piyasasında en büyük ağırlığın yatırım fonlarında olduğunu ifade etti. Haluk Bürümcekçi, repoların likit fonlar olduğunu hatırlatarak, "Merkez Bankası son kararıyla, aynı zamanda müşteriyi likit fondan uzaklaştırmaya çalışıyor" yorumunda bulundu. Read More!

Dı Dı Dı Dın ! ! ! Merkezin Hataları



Bilenler Ekonomixle faizler konusunda iddiaya girdiğimizi bilirler. İddia şuydu"4 merkez toplantısı sonunda 1. Merkez Bankasi faizleri %6 ve daha asagisina cekerse ben kazanacagim.2. Faizler %6.25'de dip yaparsa berabere bitecek iddia.3. Faizler %6.5 veya 6.75'de dip yaparsa da sen kazanacaksin." Neyse bunun sonuclanmasına daha 2 toplantı var. Fakat biz cari durumu değerlendirelim... Buyrun son dönemde birçok kez övdüğüm Merkezin hatalarına.

Merkez son para politikası kurulu kararında borçlanma faiz oranını 6.50 de tuttu. Peki toplantı özetinde ne diyor: "Son dönemde açıklanan veriler, iktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma sürecine girildigine isaret etmektedir. Sanayi üretimi 2009 yılı Ekim ayında yıllık yüzde
6,5 oranında artıs sergilemis ve üretimde yıllık bazda uzun süredir gözlenen düsüs egilimi sona ermistir. Buna karsın, Kurul bu artısta çalısma günü etkisine dikkat çekmis ve takvim etkilerinden arındırılmıs verilerle yıllık bazda daralmanın sürdügünü not etmistir. Kurul üyeleri, Kasım ve Aralık aylarında da takvim etkilerinin belirleyici olacagına dikkat çekerek, yıllık kıyaslamalarda söz konusu etkilerden arındırılmıs verilerin önemine vurgu yapmıstır."

Hatırlanırsa ben daha önce bu "İş günü farkı düzeltmesini tartışmak" diye bir yazı yazmıştım. Bu düzeltmenin de başlıklar olarak verirsek bazı yanlışlara sahip olduğunu söylemiştim: "Temel alınan işgünü sayısı, Esneklik ve Planlama, Tatil mi O da ne?" başlıklarını eklemiştim. Belki bu konudaki yazıda yada yazılarda bahsetmişimdir ama etmemişsem şimdi ediyim :) belki de bu saydıklarımın hepsinden önemlisi, etkili daralma dönemlerinde işgünü farkının hesaplamalara dahil edilmesinin bullshit olduğu. ya kardeşim istihdam gerilemiş, kapasite kullanım oranları yerlerde sürünüyor sen diyorsun ki yok şimdi çalışma günümüz fazla, aslında üretimdeki artış yıllık %6.5 değil, çok daha az, hatta daralma var!!! Niye çünkü çalışma günün fazla! 

Arbitraj Nedir    Broker Nedir    Altın Yorumları    Portföy Nedir    Petrol Fiyatları    Nükleer Santraller

Aslında Merkezin son faiz kararı Üretim açısından kafalarının ne kadar karışık olduğunun da bir teyidi ama bence bu kararı alırken bundan daha ziyade benim daha önceki eleştirilerilerimin daha görünür hale gelmesinin etkisi daha fazla gibime geliyor. Yani reelden ziyade nominale baktılar desek daha doğru gibi. ayrıca gösterge faizi ile merkez faizini tekrar size aşağıda sunuyorum. takdir size kalmış, merkez bir faiz indirimine daha gider mi? (ayrıca bu grafiği makronomi diye bir siteden aldım, çok yararlı bence bakın)

Şimdi gelelim merkezin diğer hatasına, merkez demiştiki "sermaye girislerinin hızlanması durumunda kısa vadede enflasyon üzerinde asagı yönlü riskler artabilecektir. Böyle bir durumla karsılasılması halinde politika faizlerinin geçici olarak daha da düsük seviyelere çekilmesi söz konusu olabilecektir."Şimdi, yani bunlar galiba faizi düşürmenin her derdin ilacı olduğunu sanıyorlar. Bence merkezin sermaye girişlerinin hızlanması durumunda yapacağı en iyi şey, faizleri düşürmek değil, rezervlerini artırmasıdır. i) faizlerin aşağı yönlü esnekliğini muhafaza etmiş olur (buna ben inanmıyorum onblar inanıyor bence zaten esneklik falan kalmadı) ii) tum dunyada ihracatın daraldığı bir zamanda kur üzerindeki aşağı yönlü baskıyı kaldırmış olur ve sektöre kur desteği sağlamış olur. iii) rezervlerini artırarak, dalgalanmalara karşı daha güçlü olur ve kriz sonrası dönemde enflasyon hedeflemesi yerine uygulanabilecek muhtemel bir politikaya güçlü rezervle girmiş olur.
Read More!

Yeni Merkez Bankasi Baskani

Az daha unutuyordum, bu keyifli bir yazi olacak. Kaynak olarak Vatan Gazetesine gidebilirsiniz.
Salih Neftci her Merkez Bankasi baskani degisiminde gaza gelir ve geyt aleni bir sekilde kendisinin de bu goreve uygun oldugunu belirten yazilar yazar. Tabii sadece onu suclamamk lazim, ayni sevdaya tutulan baska kose yazarlari da (Bknz. Ercan Kumcu) var. Ben bastan soyleyeyim, beni boyle bir pozisyon icin kesinlikle dusunmeyin.

Simdi Salih Neftci'nin bugun yazmis oldugu yaziya donelim. Oncelikle diyor ki Serdengecti basariliydi ama yerine de yenilerinin gelmesinin vakti gelmisti. Sira bizde diyor yani. Sonra diyor ki yeni Merkez Bankasi baskaninda piyasalarin uzerinde durdugu nitelikler aranmali, ama bunlarin yaninda daha onemli olan iki nitelik daha var piyasalarin uzerinde durmadigi. Birincisi, yeni Merkez Bankasi baskani dis piyasalarla iyi iletisim kurabilecek birisi olmalidir. Yani iki-uc tane yabanci dili bilecek, Isvicre'de ikamet etmis olacak, ve Uzakdogu'yla iliskilerinin iyi olmasi gerekecek. Cat pat mandarin konusursa da super!!!

Ikinci ozellik ise, derin piyasa bilgisine sahip olmasidir. Oyle bir tek faizlen neylen yetinmeyecek. Komplex finansal enstrumanlardan anlayacak, hatta kitabini yazmis olacak (I mean literally), yani harbiden kitabini yayinlatmis olmasi sart. CDS'lerden "currency swap"lerden falan anlamasi lazim diyor. Asya Merkez Bankalari mesela diyor "touch" opsiyonlardan kullaniyor, AKP'nin atayacagi biyikli Merkez Bankasi baskani bunlardan anlar mi diye soruyor.

Yazinin Sonuc kismini da "Belki" diyerek bitiriyor. Bu kadar bariz bir sekilde de "beni baskan yapin" denmez ki canim. Bence Merkez Bankasi baskaninin oncelikle yanar doner olmamasi lazim, bugun "borsadan cikin" deyip 2 hafta sonra borsa ciktiktan sonra "borsa cok kazandiracak, hemen girin" dememesi gerekir. Neftciye biraksak iki haftada faizleri %10'a indirir, Nisan ortasinda da %15'e cikarir, piyasalarin basini dondurur.

Saka bir yana, Turkiye'nin yetistirdigi degerli akademisyenlerden birisidir. Yazilarini yaklasik 10 senedir takip ederim, ama bence Merkez Bankasinin basina gelmesi dogru olmaz. Zaten kimsenin onu dusundugunu de zannetmiyorum bu pozisyon icin.
Read More!