İlhan Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlhan Selçuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sahafta Var, Devlet Arsivinde Yok

"Örgütlenmemiz derine, yani ordunun tepelerine doğru gidiyordu. Çok fazla kurcalanırsa, işin içine Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur karıştırılabilecekti. Onun için mahkeme bir yerde kesmek zorunda kaldı."

Bu satirlar, Hasan Cemal'in "Kimse Kizmasin, Kendimi Yazdim" adli kitabindan.

Farkindayim, okuyucuda nasil bir cagrisim yaptirdiginin. Amacim da bu zaten.

Star'dan Ahmet Kekec, 'Kayip dosyayı sahaflarda bile bulursunuz' basligiyla kosesini doldurmus bugun. Bahse konu kayip dosya, Ilhan Selcuk'un 70'lerdeki suc dosyasi.

Konu ozetle su ki; Savci Oz, Genelkurmay'a yazi yazmis, 'Selcuk'un 70'lerdeki dava dosyasinin gonderilmesi hususu..' diye. Cevap ise tanidik: "Bizde yok. Milli Savunma Bakanligi'na sorun." Gazeteci Ahmet Kekec ise dalgasini gecmis, 'Dosyanin bir suretini sahaflarda bile bulabilirsiniz' diye.

Mizahsever bir milletiz vesselam. Canim ulkemde bu kadar ciddi konulari bile komediye cevirebilme basarisini gosterebiliyoruz. Read More!

Medya savaşları-Severek izliyoruz

Siz Fenerbahçe-Beşiktaş maçındaki boktan futbolu izleyip gereksiz yere gürültü koparılan 90 artı beşteki golü mü tartışıyorsunuz? Bence hata yapıyorsunuz. Daha zevkli maçlar da var:

Ekşi Sözlük'ün sahibi Oktay Ekşi, pardon,...

Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Doğan Medya'nın amiral gemisi Hurriyet gazetesinin başyazarı Oktay Ekşi fena sıkıştı. Kendisi önce durduk yere Star Gazetesi'nin başyazarı Mehmet Altan'a sataştı. Mehmet Altan'ın zehir zemberek cevabı gecikmedi. Buna karşılık Ekşi, Altan'a günümüzün Ali Kemal'i diyerek uzaktan bir şutla cevap hakkını kullandı.

Altan'dan tehditvari bir ikinci cevap geldi. ...

Derken Yeni Şafak gazetesinde Taha Kıvanç müstear ismiyle yazan Fehmi Koru iki yazıyla sağ kanattan tartışmaya katıldı: bir ve iki. Bu yazılardan Oktay Ekşi'yi meğerse gazeteciliğe başlatan kişinin Mehmet Altan'ın babası Çetin Altan olduğunu da öğrenmiş olduk.

Tartışmaya katılan diğer isim Sabah'tan Emre Aköz oldu. Emre Aköz bu yazısında Mehmet Altan'ın işaret ettiği yazı Oktay Ekşi'nin 25 Nisan 1998 tarihli 'Alçakları tanıyalım' başlıklı yazısının haber kaynakları olarak iki eski generalin ismini verdi. Aynı yazıda Cumhuriyet yazarı Oral Çalışlar'dan da alıntı yaparak sol kanattan kavisli bir ortayla Ekşi'yi köşeye sıkıştırdı.

Oktay Ekşi ise 'Andıç ulağı' suçlamasına maruz kaldığı 25 Nisan 1998 tarihli yazısını defansı beşleyerek şu yazıyla savundu. Mehmet Altan da Bir kuklaya andıç soruları yazısıyla duran topları ne kadar da iyi kullandığını hatırlattı.

Bizce daha maç bitmedi, tempolu bir şekilde devam edecek. Amiral geminin koramirali Ertuğrul Özkök henüz savaş çıkartmakla meşgul olduğu için bu deplasmana götürülmedi sanırım. Ayrıca Oktay Ekşi'nin kendine ait bir de Basın Konseyi var. Gerektiğinde oyuna girebilir, şimdilik saha kenarında ısınıyor.

Bu arada biz oynanan diğer maçlara geçelim. Milliyet'in tekaüdünü bekleyen yazarı Hasan Pulur, hiç çatılmayacak adama çattı: Engin Ardıç. (Engin Ardıçtan alacağım olsa istemem, Allah diline düşürmesin) Sırf yaşından başından utanmadan 'benim babamın de madalyası var beni neden kokteyle çağırmıyor Cumhurbaşkanı Abdullah Gül' diye mızırdayan Güngör Uras'ı koruma pahasına. Başka nedenler de var tabi. Pulur, Ardıç'a hayvan diyor. 'Ardıç kuşu' durur mu, o da Pulur'a özetle bunak ve gerizekalı diyor. Tabi bunu usturuplu şekilde söylemiş. (Bu arada Ardıç'tan Erdal İnönü'nün vefatı vesilesiyle bir Aslan Sosyal Demokrat yazısı beklenmekte ama o Amerika'daki lezbiyen demokratlara geçirmiş.)

Erdal İnönü hakkındaki bir yazı dolayısıyla medya savaşına giren kişi ise Sabah'tan Umur Talu. Umur Talu, Doğan Medyası'nın İnönü hakkında yaptığı bir haberi gündeme getirerek ikiyüzlü olmayın dedi. Buna karşılık cevap resmi kanaldan Aydın Doğan'ın avukatı kanalıyla cevap hakkı olarak geldi. Talu aynı yazının altında kendi cevabını da yazdı. Ben bu olayı daha önce kaç kez yazdım niye o zaman sesiniz çıkmadı da şimdi (Erdal İnönü ölünce) laf ediyorsunuz demiş. Talu'nun yazısı epey uzun.

Ha, bu arada bir alt kümede oynanan maçlarda ise Akşam'dan eşcinsel yazarımız Oray Eğin ile Radikal'in panter Emel'i Perihan Mağden kapışıyorlar. (Sayın Eğin'in cinsel tercihine bir diyeceğimiz yok, ama gazetecilik mesleğini de aynı şekilde yaparsa diyeceğimiz çok. Bu yüzden eşcinselliğini vurguladık.) Bu tartışmayı görünce her salataya maydonoz Ahmet Hakan balıklama dalmış, kıyısından köşesinden polemik kapayım ben de diye.

Burada en bokyedibaşı Ahmet Hakan oluyor sanırım. Onun için bir parantez açmaya değer: Ben o biçim dönerim, şarabımı da içerim maksat Ertuğrul Abi'me yalanmak. di mi Ahmet Hakan Coşkun abi! Ahmet Hakan'ın bir de Nişantaşı macerası vardır. Tam torunlara anlatmalık. Ha bir de Kevin Costner'a laf etmiş abim. Çok kötü yönetmenmiş de Su Dünyası fiyasko imiş de. (Ulan hödük, bu adamın ilk filmi Dances with the Wolves 7 Oscar almış. Ayrıcana Oscar aldı diye söylemiyorum güzel de filmdir. Ama sen o yıllarda tarikat şeyhlerini yalamakla meşgul olduğundan sinema ve tiyatro caiz değildi di mi? Ulvi Alacakaptan ve İbrahim Sadri hariç tabi! Peki Erbakan'dan kızını istemen bundan önce miydi sonra mı?) Neyse bu dallama, bir de bizim daha önce gündeme getirdiğimiz İlhan Selçuk-Fehmi Koru dalaşında aklınca otorite rolüne soyunup Faiz konusunda İlhan Selçuk haklı demiş. Bir evvelsi gün de Hıncal'a bir dalış denemesi. Oolum biraz dinlen yahu. Bir gün Hıncal'a bir gün Haşmet'e lafla yürümez bu gazetecilik işi. Ha pardon, Hürriyet'te yürür. Ama Allah'tan kimse iplemiyor bunu öyle mahalle arasında sahipsiz köpek gibi bir o duvara bir bu duvara işeyip duruyor. Herkes de acıdığından bazen kemik iki ekmek kırıntısı üç beş kemik atıyor, bunun hayatı da böyle geçiyor zahir.

Ha, bir de Perihan Mağden'in Fatih Altaylı'ya göndermesi var. Bunu da kayıtlara geçelim.

Ne dersiniz Fener-Beşiktaş maçı mı zevkli medya savaşları mı?

Not: Bu yazı aslında İzlenimler sitesinin yıllık izine ayrılması nedeniyle fırsattan istifade etmek amacıyla yazıldı. Fethi bey alınmasın, onun alanına girmeyeceğiz bir daha.
Read More!

İslamda faiz ve Türkiye'de yüksek faiz meselesi

Taha Kıvanç ismiyle yazan Fehmi Koru (Cumhurbaşkanı'nın roommate'i aynı zamanda) bugünkü yazısında Cumhuriyet'in kaptanı İlhan Selçuk'a giydireyim derken aynı tuzağa kendisi düşmüş. Biz şu küçücük blogta üzerimize vazife olmayan ve iyi bilmediğimiz konularda yazı yazmaktan çekinirken İlhan Selçuk'un din ve Kuran hakkında, Fehmi Koru'nun da ekonomi ve faiz konusunda yazması ancak cahil cesareti dediğimiz durumla açıklanabilir.

Aslında durum oldukça simetrik görünüyor. İlhan Selçuk ırkçı İttihatçıların günlük bülteninde (gazete demiyorum dikkat edin) kaptan köşkünde, Fehmi Koru da AKP'nin bülteninde kaptan köşkünde. İlhan Selçuk din ve Kuran konularında bilgi sahibi değil, aklı sıra Kuran'dan ayetleri alt alta sıralayıp dalgasını geçecek. Fehmi Koru da ekonomi konusunda bilgi sahibi değil o da "yüksek faiz politikası uygulanıyor" tezinden hareketle aklı sıra sözümona faiz politikasını eleştirecek.

Fehmi Koru demiş ki:
"Türkiye'nin en yüksek faizle paranın el değiştirdiği ülkelerden biri olduğu doğru elbette. Son 20 yıldır uygulanan finans politikaları yüzünden Türkiye 'sıcak para tiryakisi' oldu; parayı çekebilmek için de ona yüksek getiri sağlamaktan başka çare yok. Hükümetler de sırf 'Con Ahmet'in devr-i daim makinası' durmasın diye yüksek faizden vazgeçemiyorlar. "

Yapmayın Fehmi Bey. Gazetede okumasam yukarıdaki paragrafı bizim e-recep yazdı zannedecğim. Ufak bir hatırlatma yapalım. Bizim e-recep adında bir okuyucumuz vardı. Güngör Uras'ın proxy'si gibi çalışıyordu. Güngör Uras'la aynı masada rakı içmiş olmasını ekonomiden iyi anladığının kanıtı olarak sunmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Bir müddet yorumlarda nilüfer ve erecep isimlerini kullanarak terör estirmişti. Sonra "bir kitap okudu hayatı değişti", hidayete erdi. Dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağının Rothschild ailesinin olduğunu keşfettikten sonra alemlere veda etti. Kendi blogunda bu durumu şöyle açıklıyor:

"Internet'te yaptığım kısa bir araştırmadan sonra karşıma korkunç bir komplo teorisi çıktı. Yabancı kaynaklı bu yaygın teoriye göre tüm dünyadaki Merkez Bankaları, Masonik bir cemiyetin kontrolünde. Biraz daha eşeleyince dünyadaki tüm bankaların da aynı Masonik cemiyetin kuklaları olduğunu anladım. Eşeledikçe hayretim artıyordu. Sonunda çok şaşırtıcı sonuçlara ulaştım.Hazırlamış olduğum bu bloga gelince, evet, sorununun kökenini ve teorik çözümünü doğru tespit etmişim. Ancak bahsettiğim teori doğru ise, benim önerdiğim çözümün pratik olarak çözüm üretmesi imkansız. Yanlış duymadınız, bu sorunun çözümü yok. Çünkü Masonik bu dev cemiyet herşeye her zaman hakim. Nasıl planladılar ise öyle olmuş, nasıl planladılar ise öyle de olacak. "Bunca cari açığa rağmen bu para nasıl ve neden içeri girmeye devam ediyor" diye düşünmeyi bırakın. Çünkü anlamı yok. Para giriyor, çünkü onlar öyle istiyor. Bir planları var, Türk toplumuna, siyasetine şekil verecek ve yeni bir raya sokacaklar. Belki de nadasa bırakacaklar. Bilemiyorum. Tahmin bile edemiyorum. Yüksek faiz - düşük kur işi de onlar ne zaman planladılarsa o zaman bitecek. Bize düşen, sadece oturup beklemek."

Fehmi Koru'nun yazısına geri dönelim. Tıpkı İlhan Selçuk'un Kuran'dan bir kaç ayeti alt alta yazması gibi Fehmi Koru da bir kaç uyduruk medya uzantısının yaptığı değerlendirmeleri genel doğrular olarak alıntılarsa ortaya böylesine komik bir durum çıkar. Şimdi faiz oranlarının birer sonuç olduğunu mu anlatsak, yüksek olduğu iddia edilen faiz oranlarının daha bir kaç yıl öncesine göre (hele bir de 1990'lı yıllarla karşılaştırsak nasıl olur?) oldukça düşük olduğunu mu göstersek, meselenin Con Ahmet'in devri daim makinası olmadığını mı anlatmaya çalışsak bilemedim.

Diğer yandan Fehmi Koru'nun görüşlerine başvurduğu "uzman" kişi de nasıl uzmansa aşağıdaki değerlendirmeleri yapmış:

"Türkiye'deki Müslüman çevreler faiz yasağına kişisel ve ticarî hayatlarında sıkı sıkıya uyuyorlar. Bankayla çalışması mutlaka gerekiyorsa, paralarını faiz getirmeyen cari hesaplarda tutuyor inançlı insanlar. Ticari hayatını İslâmî esaslara göre düzenleyen sanayiciler, tüccarlar da banka kredisi kullanmıyorlar. Görüştüğüm kişi, “Son yıllarda büyüyen Anadolu sermayesi bu başarısını bankalarla faizli iş yapmamasına borçlu; kredi alanlar battı, onlar dimdik ayakta” dedi bana."

Hatta daha vahim durum da şu:
"İslâm'ın faiz yasağı herkesi bağlamasına rağmen, kamu alanı bu yasağın dışında sayılıyormuş: “Kamuya ait hükümler farklıdır. Devletten-devlete muamelelerde mütekabiliyet esası vardır sözgelimi. Kendi vatandaşlarına farklı, yabancılara farklı usuller uygulayabilir devlet. Ayetleri okuyunca anlaşılıyor zaten: Faiz yasağı bireyler içindir. Buna rağmen, dünyayı faiz çirkinliğinden kurtarmak üzere çaba gösteririz.”"

Suyundan da koyun sayın uzman! Faiz yasağı bireyler içinmiş. Yani sen kredi alamazsın ama şirket kurup alabilirsin. Yok ya! Bu da modern "kabültü vehebtü" hikayesi sanırım. Dini bu gibi uzmancıkların elinde oyuncak ederseniz durum bu! Ekonominin durumu da farklı değil ya neyse.

Bu arada neredeyse unutuyordum. Ekonomi Türk'ün kaptan köşkünde oturan Ekonomix İslamda faiz konusunu daha önce işlemişti: bir, iki, üç, dört. Daha sonra da Dr Jekyll şu yazısıyla tartışmaya katılmıştı.

Bu yazıyı İlhan Selçuk'un düştüğü durumla dalga geçen Fehmi Koru'nun aynı duruma düştüğüne ve ortadaki çarpık zihniyetin her iki yakada da farklı olmadığına dikkat çekmek için yazdım. İslamda faiz ve Türkiye'deki faiz oranları birbiribden farklı konular. İleride farklı yazılarda bu konuları işleriz.

Ekonomix'e özel not: Soros Ekim ayı paralarını yatırmadı. Bu yüksek faiz düşük kur politikasını bedava savunamam, ona göre.

Fehmi Koru'ya özel not: Yazınızın sonunda "İlhan Selçuk'un şu sıralarda dinî konulara özel bir ilgi göstermesi takdire şâyan. Başka soruları olursa, bu işleri bilen uzman, cevaplamak üzere hazır bekliyor." demişsiniz. Ekonomi konusu ilginizi çekerse Ekonomi Türk olarak sorularınızı cevaplamak için hazır bekliyor olacağız.
Read More!