Bugün size bahsedeceğim konu başlıkta da gördüğünüz üzere kırık
cam tartışması. Özellikle Frederic Bastiat’ dan bir alıntı yaptım çünkü kendisinin bu konuda ünlü bir makalesi var.
Konu şu: Mustafa amca’ nın torunu Caner bir gün top oynarken
yanlışlıkla komşusu Mehmet amcanın bir camını kırmıştır. Mustafa amca ya da
Mehmet amca, ikisinden birisi camcı Akif ile anlaşmışlar ve yeni bir cam
taktırmak zorunda kalmışlardır. Bunun gibi örnek olaylarda olayın “görünen”
yüzü ile ilgilenen insanlar şöyle bir savunma yaparlar: “Eğer kimse cam
kırmasaydı camcı diye bi şey de olmazdı. Camcı evine ekmek götüremezdi
çocukları aç kalırdı.” Ya da “kimse yere
çöp atmaz ise çöpçülük diye bir meslek de olmazdı.” Gerçekten de entelektüel
camiada böyle yorumlar var, inkar edemiyoruz. Şimdi olayın içine dalalım.
Kırılan camın yenilenmesinin maliyetinin 30 lira olduğunu
varsayalım. Yapılan kaza sonucunda camcılık sektörü 30 liralık bir gelir elde
edecektir derseniz katılırım. Ya da o sektöre 30 liralık teşvik verildi
derseniz bir şey de diyemem. Camcı Akif camını takacak, parasını alacak ve işyerine
dönecek. Aldığı paranın bir kısmıyla camın ve işyerinin maliyetini karşılayacak
bir kısmıyla da kar elde edecektir. Kim bilir, belki de çocuğunun eğitim
masrafını ya da ailesinin yiyecek masrafını karşılayacaktır. Olaya böyle
duygusal açıdan baktığımız zaman Akif’in onore edilen çalışma disiplini ve
sektörün elde ettiği gelirin hiçbir sakıncası yok.
Ama…
Olayın görünmeyen yüzü de var. Bu ise Mustafa amcanın cam
parası olarak ödediği 30 lirayı başka bir ihtiyacını karşılamada kullanamayacak
olmasıdır. İktisat teorisinde buna alternatif maliyet denir. Camı yenilemenin
maliyeti belki de bir gömlekten vazgeçmenin maliyetidir. Mustafa amca gömlek
almak yerine parasını camcıya ödemektedir. Gömlekçinin ismi de Ali olsun. Eğer
cam kırılmasaydı para başka sektörlere doğru akacak, başka sektörler “teşvik”
almış olacaktı. Ama olmadı. Giyim mağazası sahibi Ali’nin 30 liralık gelir
kaybına uğradığı yerde camcı Akif 30 liralık fazladan bir gelire sahip oldu.
Yani görünen pozitif etkinin yanında negatif etkiyi de göz önünde bulundurursak cam kırılsa da kırılmasa da endüstrinin genelinin ya da ulusal işgücünün hiçbir kârı olmamıştır.
İlk durumda: Mustafa Amca 30 lira harcar, yeni pencerenin
hazzını duyar (artık nasıl bir hayal dünyası varsa :).
İkinci durumda ise Mustafa Amca 30 liralık bir gömlek satın
alır ve ondan belli bir fayda duyar.
Neden fayda meselesine değindim? Çünkü pencere kırıldığı
zaman pencerenin kişiye sağlamış olduğu fayda bir anda yok olur. Gider.
Kaybolur. Onu yeniden sağlamak için yeni bir pencere yaptırmak gerekir. Bu demek
oluyor ki; toplumda yapılan kırma dökme anarşik komünik faaliyetler toplumun
sahip olduğu nesnelerin değerinin kaybolmasına neden olur. Toplam endüstriye
hiçbir faydası da dokunmaz. Mağazacı Ali’ nin kazancı engellenmiştir. Gelirin
sektörler arası paylaşımı etkilenmiştir. Gelir dağılımı gereksiz yere
etkilenmiştir.
Bu konudan şöyle bir sonuç çıkartabiliriz:
-Herhangi bir savaş meydana geldiğinde, evet bu silah,
tekstil, ağır sanayi gibi sektörlerin gelişmesine ve gelir elde etmesine,
istihdam sayısını arttırmasını sağlar. Ama savaş demek sadece yıkım demektir. En kıt kaynaklarımızı silah üretiminde kullanacağız, toplumun sahip olduğu mal varlığı eriyecek, bununla kalmayarak onları yeniden
üretmek yerine daha fazla yıkım yaratmak için daha fazla katliam silahları
üretilecek. Gelir, insanların ihtiyacı olan sektörlere değil, insanları yok etmeye çalışan bir sektöre aktarılacaktır..
Savaş ekonomiyi canlandırır, ama olmaz olsun böyle bir
canlandırma.
Peki camcı sadece ve sadece kırık camları onaran bir insan mıdır?



1 Yorum Var.:
Bakınız Amerikan ekonomisi...
Yorum Gönder